Gülruh DEMİREL

Gülruh DEMİREL

gulruhdemirel123@gmail.com

Banka Evleri Yolunda Bir Zamanlar

31 Ağustos 2025 - 16:04 - Güncelleme: 31 Ağustos 2025 - 16:04

Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı…
Okul yolum, çocukluğumun geçtiği mahallenin içinden geçerdi. Bahçeleri çiçeklerle bezenmiş, tek katlı müstakil banka evleri… O evlerin içinde yaşayan insanlar ise birer güzellik abidesiydi.
Kış sabahları evlerin bacasından tüten dumanlar arasında kadınların sabahın erken saatinde elleriyle yıkadığı çamaşırları ipe serdiğini görür, kimi zaman da çocuklarını okula uğurlarken “Dersini iyi dinle, yaramazlık yapma sakın!” sözlerini duyardım. O seslerle içim ısınır, adımlarım okula doğru hızlanırdı.
Yolun en özel köşelerinden biri ise Hadiye Teyze’nin eviydi. Evlatları büyüyüp gitmiş, o yalnız kalmıştı. Ama benim için hiç yalnız değildi. Bahçesini süpürürken ya da pencereden dışarı bakarken göz göze gelir, selamlaşır, konuşurduk. Bir süre sonra bu karşılaşmalar bir alışkanlıktan öteye geçti; sanki beni bekler, ben de onu görmeden edemez oldum. Kış günlerinde sobasının üzerinde közlediği kestaneleri bir poşete koyar, bahçede beni karşılar, “Kızım, sana kestane közledim” derdi. Benim için bir kızını uğurlar gibi dualarla el sallardı. Bu sabah uğurlamaları bana da, ona da iyi gelirdi.
Biraz ileride ise, diktiği şapkalarıyla tanınan, Gördes’in neşeli insanı Şapkacı Faruk Amca karşıma çıkardı. Kapısında onu her sabah uğurlayan eşi Pakize Abla ile birlikte şen kahkahaları sokağa taşar, yüzümde tebessüm bırakırdı. Faruk Amca gür sesiyle:
“Obuu kızım Gülruh, hayırlı günler… Nassın bakam! okula mı gidiyon?”
diye seslenirdi. Ben de her defasında gülümseyerek “Hayırlı işler Faruk Amca, hoşça kal Pakize Abla” der, yoluma devam ederdim.
O mahallede herkes birbirini tanır, herkes birbirine selam verirdi. Çünkü orası benim çocukluğumun geçtiği mahalleydi. Arkadaşlarım Mehmet Karaca, Türkan Bilgin, Hakkı Hoşaf, Ferit Kocacakır, Ahmet Uçkun,Aynur Uçkun, Hamiyet ve Saadet Çimen kardeşlerle dolu sokaklardan geçmek bana daima huzur verirdi.
Ramazan günlerinde ise o yol bambaşka güzelleşirdi. Akşamüstü, ellerinde sıcacık pidelerle iftara yetişmeye çalışan çocuklar, babalar… Biz ise Mehpare Kaya öğretmen arkadaşımla, oruçlu olarak eve dönerken evlerden gelen yemek kokularını duyumsar, tatmadan tadını hissederdik: menemen, kızartma, güveç, tarhana çorbası… Eve vardığımda çoğu zaman o kokuların kaynağını annemin hünerli ellerinde yapılmış bulurdum. Babamın “Ayten, çok sıcak, çabuk al şu pideleri elimden!” diye seslenişiyle soframız daha da bereketlenirdi.
İftar vakti geldiğinde hurma ve zeytinle açtığımız oruçlarımızın manevi hazzı bambaşkaydı. Annemin yemekleri, babamın getirdiği tahinli ve peynirli pideler,gelinkız helvaları, susamlı  helvalar soframızı şenlendirirdi. Ardından edilen bereket duası ve içilen kahvelerle huzur eve yayılırdı.
Ve elbette babamın eski yaşanmışlıkları anlatışı… Onun nüktedan kişiliğini herkes severdi. Sohbetlerde sık sık “Mustafa amca, hani baban sen dükkânı açmaya geç geldiğinde sana verdiği dersi bir anlatsana” derlerdi. Babam da gülümseyerek başlardı:
Dedem Halil Zeybek’in, manifatura ve kuyumcu dükkânı varmış. Babam gençliğinde tembelliğe kapılıp sabahları geç kalkar, dükkâna ancak öğleye doğru varırmış. Bir gün dedem, dükkân komşusu Hakkı Çimen Amca ile konuşup bir oyun kurmuş. “Hakkı, bizim oğlan gelirken ben dükkânın önünü süpürmeye başlayacağım. Sen de bana ‘Hayırlı günler Halil Efendi, nasılsın?’ diye soruver” demiş.
Babam yaklaştığında, Hakkı Amca dedeme seslenmiş. Dedem de hiç vakit kaybetmeden, “Ne yapayım Hakkı Efendi, Mustafa beni yetiştireli çok rahat ediyorum” diye cevap vermiş. Babam bu sözleri duyunca öyle mahcup olmuş ki süpürgeyi hemen babasının elinden almış: “Baba, kusura bakma. Bir daha geç kalmayacağım” demiş.
Babam bize hiçbir şeyi doğrudan söylemezdi. Hep böyle yaşanmış bir hikâyeyle anlatır, biz de o kıssadan hisseyi alırdık. Meğer bu huyunu da dedemden öğrenmiş.
Bugün dönüp baktığımda, o günlerdeki dostlukların, komşulukların, sevgi ve saygının değerini çok daha iyi anlıyorum.
Yaşamdaki büyüklerimize sevgiyle… Ebediyete göçenlere rahmetle…
Hoşça kalın, tüm sevdiklerim.

Bu yazı 112 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum