Her şeyin yapay bir şekilde yenilendiğini gördüğümüz günümüzde insanı insan yapan o özelliklerin ne kadarı muhafaza edilebiliyor ? Bilgisayarlarımız, telefonlarımız hepsi yapay zeka ile çalışarak hayatımızdaki gündelik ve sıradan işleri rutinleştirmenin dışında çok önemli bir etkiye daha sahip hale geliyor.
Hayatımızın rutin işleri dışında, önemli noktalarında da kendilerine bizi muhtaç hale getiriyorlar. En küçük bir çeviri işinden, yazılımdaki kodlamalara kadar, hatta basit bir powerpoint sunumundaki genel planlamayı bile birkaç cümle ile yapabilecek seviyeye gelen teknoloji karşısında tembelleşen bir dünya haline geliyoruz.
Diziler, kısa videolar, sosyal medya kullanımlarımızın artması neticesinde eskisine nazaran kitap okuma oranı oldukça düşüş gösterdi ve göstermeye de devam ediyor. Eski neslin kitap okuma alışkanlığının pek olmamasının üzerine bir de yeni neslin neredeyse kitapla alakasız geçen yaşamı, insanları bilgisayarlara muhtaç canlılar haline getirmeye başladı.
Ortadoğu’da ve dünyada çıkan birçok çatışma ve savaşın neticesinde meydana gelen tahribatta öncelikle internet ve elektriğin kesildiği göz önüne alındığında, bu tarz bir senaryo meydana geldiğinde insan, o cihazlar olmadan önceden basit bir şekilde yapabileceği işlemleri ve planları yapabilecek mi ? Ya da eskisine nazaran rahat bir şekilde yapabilecek mi ?
Kitaplara ayırdığımız vaktin azalması ve teknolojiye olan düşkünlüğümüz neticesinde, ne kadar sağlıklı bir zihne sahip olabileceğimizin ön gösterimini yaşamaya başlayacağımız günlerin oldukça yaklaştığını hissediyorum.
Müzik ve kitap gibi ruhun gıdası olan alışkanlıkların ya eski değerini kaybettiği ( müzik dünyasındaki gelişmelerden de anlaşılacağı üzere ) ya da neredeyse ortadan kaybolduğunu görmek oldukça endişe verici.
Elbette artık kitaplardan öğrenilebilecek çoğu bilginin sanal ortamda da bulunduğu aşikar ancak, kitaplar ve müzik sadece öğrenmek için değil aynı zamanda kendimizi yetiştirmemizi ve manevi yeterliliğimizi temin etmemizi de sağlayan çok önemli değerler. O yüzden, yalnızca kitaplardaki bilgileri kitaplar olmadan öğrenebilmek değil mesele; asıl olan kitapların zengin dağarcığı ile düşünce yapımızı zenginleştirmek. Bu sayede aradığımız diğer manevi unsurları da temin edebilmek.
İşte tüm bunlara dikkat edildiğinde, kolaya ve her zaman rahata hızlı alışan beşeri yapımız sebebiyle dikkat kesilmemiz gerekiyor. Teknolojiyi hayatımızdan atmak yerine, onun yerine koymuş olduğumuz kitaplarımızı tozlu raflardan çıkararak olması gereken yerlerine yani ellerimize alıp zihnimizi beslemeye devam etmemiz gerekiyor.
İnsanlığın bu yeni düzeninde, sahip olduğumuz kıymeti gösterebilmek için eskisine göre çok daha fazla azimli ve dirayetli olmak zorundayız. Hem yeni düzenin konforundan yararlanmaya hem de ruhumuz için zorunlu olan ihtiyaçları temin etmeyi ihmal etmeyecek şekilde kendimizi güncellemeye muhtacız. Aksi halde, karnını doyuran, işini yapan, üreyen ve düşünmeyen canlılar haline gelecek büyük topluluklar olarak dijitalleşmiş hayvan sürülerinden bir farkımız kalmayacak.
YORUMLAR