O Tarihi Ağaç'tan Hüzünlü Veda
17 Haziran 2026 - 15:56 - Güncelleme: 17 Haziran 2026 - 16:03
Ahmet İnce'nin Özel Haberi
Maziyi ayakta tutan, bin bir türlü hatırayı sinesinde barındıran bir ağaçtı. Bir asra dayanan ömründe, hem Eski Gördes’te ve hem yeni Gördes’te bir nazenindi. Yıllarca hep verdi. Gördesliler, onun meyvelerinden doyasıya yedi.
Merak ettiniz değil mi?
Eski Gördes’te çarşı başından, yaklaşık 100metre ileride bir karadut ağacıydı. Eski Gördes’te otelin tam karşısındaydı. Farklı aroması olan, bir Karadut idi o. Heybetli dallarıyla bir çadır görevi görür, nice yorgunlukların mola mekânı olurdu.
Yenisine çıkıncıya kadar, eski Gördesliler o ağacın hem meyvesini yedi, hem gölgesinde gönlünü hoş etti.
Karadut harika bir meyvedir. Reçeli, şurubu her derde devadır. Gençliğimden itibaren, o tarihi ağaçtan hiç ayrılamadım. Meyvesini topladım, gölgesinde serinledim. Bazen dallarını okşadım, bazen gövdesine başımı dayayıp dertleştim. Anlatılan eski Gördes hikâyelerini fısıldardı bana.
Bu ağacın banisi kimdi?
Araştırdım. Gördes eşrafından Av. Zekeriya Yurtoğlu’nun babası, İbrahim Yurtoğlu tarafından dikilmiş. Yıl 1935. Bir asra yakın, şehrin sembolü olmuş.
Galiba yoruldu. Yıllarca verebildiği kadar verdi. Hatta fazlasıyla verdi.
Onun için, bu serüven müthiş bir yorgunluktu. Tükenen insan ömrü gibi, herhalde o da tükenmişti.
Geçen yıl işaret vermişti. Bu yıl, elveda diyerek çürüyüp yere çöktü. Bir maziyi geride bırakarak, heybetiyle onuruyla çöktü.
Onun cansız bedenini fotoğraflarken, hüzünlüydüm. Birkaç damla gözyaşıyla beraber, onu okşayıp durdum.
Gördes’in kadim tarihinden bir karadut ağacı geçti. Heybetiyle, onuruyla ve haşmetiyle…
Maziyi ayakta tutan, bin bir türlü hatırayı sinesinde barındıran bir ağaçtı. Bir asra dayanan ömründe, hem Eski Gördes’te ve hem yeni Gördes’te bir nazenindi. Yıllarca hep verdi. Gördesliler, onun meyvelerinden doyasıya yedi.
Merak ettiniz değil mi?
Eski Gördes’te çarşı başından, yaklaşık 100metre ileride bir karadut ağacıydı. Eski Gördes’te otelin tam karşısındaydı. Farklı aroması olan, bir Karadut idi o. Heybetli dallarıyla bir çadır görevi görür, nice yorgunlukların mola mekânı olurdu.
Yenisine çıkıncıya kadar, eski Gördesliler o ağacın hem meyvesini yedi, hem gölgesinde gönlünü hoş etti.
Karadut harika bir meyvedir. Reçeli, şurubu her derde devadır. Gençliğimden itibaren, o tarihi ağaçtan hiç ayrılamadım. Meyvesini topladım, gölgesinde serinledim. Bazen dallarını okşadım, bazen gövdesine başımı dayayıp dertleştim. Anlatılan eski Gördes hikâyelerini fısıldardı bana.
Bu ağacın banisi kimdi?
Araştırdım. Gördes eşrafından Av. Zekeriya Yurtoğlu’nun babası, İbrahim Yurtoğlu tarafından dikilmiş. Yıl 1935. Bir asra yakın, şehrin sembolü olmuş.
Galiba yoruldu. Yıllarca verebildiği kadar verdi. Hatta fazlasıyla verdi.
Onun için, bu serüven müthiş bir yorgunluktu. Tükenen insan ömrü gibi, herhalde o da tükenmişti.
Geçen yıl işaret vermişti. Bu yıl, elveda diyerek çürüyüp yere çöktü. Bir maziyi geride bırakarak, heybetiyle onuruyla çöktü.
Onun cansız bedenini fotoğraflarken, hüzünlüydüm. Birkaç damla gözyaşıyla beraber, onu okşayıp durdum.
Gördes’in kadim tarihinden bir karadut ağacı geçti. Heybetiyle, onuruyla ve haşmetiyle…
Bu haber 178 defa okunmuştur.









YORUMLAR