Yemenilerde Açan Çiçekler

Gülruh DEMİREL gulruhdemirel123@gmail.com

Bugün günlerden Çarşamba...
Altınova'dayız. Pazarın bereketi daha girişte karşılıyor insanı. Kaz Dağları'nın eteklerinden gelen mis kokulu kekikler, altın sarısı ballar, boncuk fasulyeleri, ata tohumu domatesler,çam fıstıkları,Her biri doğanın cömertliğini tezgâhlara taşımış. Köylülerin içtenliği ve ürünlerini sunarken gözlerindeki gurur öylesine güzel ki, pazar torbamız farkına varmadan dolup taşıyor.

Tam çıkışta bir çiçekçinin önünde durduk. Yere dizilmiş rengârenk saksıların başında birkaç köylü kadın kendi aralarında konuşuyordu:
"Abam, şu çiçek küpe çiçeği mi?" "Şu karanfil ne güzel kokuyor, alalım mı?"
Bir an onları seyrettim. Ellerindeki çiçeklerden çok, yüzlerindeki sıcaklık ve başlarına örttükleri yemeniler dikkatimi çekti. Menekşeler, papatyalar, sümbüller, rengârenk oyalar... Sanki baharın bütün çiçekleri onların başörtülerinde yeniden açmıştı.
Dayanamadım:
"Kızlar, ne kadar güzelsiniz! Sizinle bir fotoğraf çektirebilir miyim?" dedim.
Gülümseyerek, "Olur abam, çekilelim," dediler.

İşte o an, elimdeki pazar torbasını, almak üzere olduğum çiçekleri unuttum. Karşımda duran bu emekçi kadınlar, ellerindeki karanfiller kadar güzel, açan sardunyalar kadar canlıydılar. 

Güneş yüzlerine vuruyor, yemenilerindeki renkler adeta etraflarına neşe saçıyordu. Oyalara işlenen her motifte sabrı, sevgiyi ve Anadolu kadınının ince ruhunu görmek mümkündü.

Fotoğraf çekilirken düşündüm; bazı insanlar tıpkı çiçekler gibidir. Bulundukları yeri güzelleştirir, yüzlerindeki samimiyetle insanın içini aydınlatırlar. Bu kadınlar da öyleydi. Toprağın bereketini ellerinde taşıyan, emekleriyle hayatı güzelleştiren, yüzlerinde yılların yorgunluğu olsa da gülümsemelerini kaybetmeyen güzel insanlar...

O gün çiçek almadan ayrıldım çiçekçinin önünden. Çünkü en güzel çiçekleri zaten görmüştüm. Saksılarda değil; yemenilerinin renklerinde, gözlerindeki ışıkta, içten gülüşlerinde açan çiçekleri...

Ve ardımdan kalan tek şey, bu güzel fotoğraf ve yüreğimde bıraktıkları sıcacık bir Anadolu hatırası oldu.