Arkadaşlığın Bitmeyen Sevgisi

Gülruh DEMİREL gulruhdemirel123@gmail.com

Memleketim Gördes’teyim…
Anılarla döşenmiş evimizde geçmişin izleri arasında dolaşıyorum. Her çekmeceyi açtığımda yılların içinden bir hatıra çıkıyor karşıma… Kimi zaman eski bir fotoğraf, kimi zaman sararmış bir kâğıt, kimi zaman da insanın yüreğine dokunan bir anı…
Bugün yine eski çekmecelerden birini açtığımda, 26 Mayıs 2004 tarihli o satırlar gözüme ilişti… Babamın can dostu Basri Özlü büyüğümüzün, gözyaşları göz pınarlarında, elinde tuttuğu bir kâğıtla taziyemize geldiği o günü yeniden yaşadım sanki… Acısını satırlara döktüğü, şiirsel bir ağıt gibi yazdığı o mektupta; babama olan sevgisini, dostluğunu ve yüreğindeki derin boşluğu anlatıyordu.
Rahmetli babam Mustafa Zeybek’in insan ilişkileri çok güzeldi. İyi günde de zor günde de daima ihtiyacı olanın yanında olurdu. Arkadaşlarıyla olan dostluğu yıllara meydan okuyan samimi bir kardeşlik gibiydi. Cumaları namaz sonrası Havuzlu Çarşı’daki Galip’in lokantasında güveç yiyip uzun sohbetler eder, eski günleri yad ederek hasbihal yaparlardı. Bazen de manifatura dükkânına uğrayan eşe dosta sıcakkanlı gülümsemesiyle kapısını açar, çay kahve eşliğinde gönülleri ısıtan sohbetler edilirdi.
Gördes’in küçük büyük herkesine selam vererek, hal hatır sorarak geçen o yıllar; sevginin, vefanın ve insanlığın en güzel zamanlarıydı…
Saçlı Efe lakabıyla tanınan Basri Özlü ise babamın çocukluk arkadaşıydı. Aynı sınıfta okumuş, aynı mahallede büyümüş, aynı patika yollarda koşup oynamış, aynı sokakların tozunu birlikte yutmuşlardı. Düğünlerde birlikte harmandalı oynamış, keşkek dövmüş, hayatın her anısını omuz omuza paylaşmışlardı. Yıllar geçse de çocukluk arkadaşlıkları hiç eskimemiş, dostlukları gönüllerinde hep ilk günkü sıcaklığıyla yaşamıştı.
23 Mayıs 2004 yılında babamı kaybettiğimizde, aslında Saçlı Efe de çocukluğunu, anılarını ve en yakın dostunu kaybetmişti… Acısını içine sığdıramayan o güzel insan, duygularını satırlara dökerek arkadaşına son görevini bir mektupla yaptı.
Babamın vefatının üçüncü günü, el yazısıyla yazdığı şiir şeklindeki mektubu başsağlığına geldiğinde gözyaşları içinde bizlere okudu. “Ben arkadaşımı kaybettim…” derken sesi titriyor, yılların dostluğu satırlardan taşıyordu. O an hepimiz, dostluğun sadece aynı sokaklarda büyümek değil; acıyı da sevgiyi de ömür boyu yüreğinde taşımak olduğunu hissettik…
İşte rahmetli Basri Özlü büyüğümüzün, can dostu babam  Mustafa Zeybek için yazdığı o duygu yüklü satırlar:

“Hakkın rahmetine kavuştu Mustafa Zeybek
Bu ölüm acısına dayanmaz hiçbir yürek
Dostları ağladı, karalar bağladı
Bu ölümle can yürekten ayrıldı.
Pazar Camii avlusunda namazını kıldılar
Cemaat ondan Fatiha ile helalleştiler
Onu sevdiği toprağa kefeni ile koydular
Hoca takımı verdi, oradan üzülerek ayrıldılar.
Hayrı çok seven biriydi, geleni çevirmezdi
Elinden Allah kelamı ile tesbihi düşmezdi
Onu eşi dostu Gördes çok severdi
Cennet mekânı olur inşallah…”
26-5-2004              Basri Özlü

O kâğıtta sadece kelimeler yoktu… Aynı patika yollarda büyüyen iki çocukluk arkadaşının yıllara sığmayan vefası, hatıraları ve kardeşliği vardı… Satırlar ilerledikçe insan, bir dostun ardından dökülen gözyaşlarını hissediyordu.
Bugün geriye dönüp baktığımda; dostluğun, vefanın ve insan sevgisinin en güzel örneklerini onların hayatında görüyorum. Şimdi ikisi de rahmette… Ama geride bıraktıkları sevgi, dostluk ve güzel hatıralar hâlâ gönüllerde yaşamaya devam ediyor…
Her iki güzel insana da Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun…