Gökyüzünden Başlayan Yolculuk
Gökyüzünden baktığınızda, Tanrı’nın evreni adeta bir nakış gibi işlediğini fark ediyorsunuz.
Uçakta, siyah tenli, sarışın, beyaz tenli, birbirine hiç benzemeyen insanları izlerken Hz. Muhammed’in Veda Hutbesinde “İnsanlar eşittir; hiçbir ırkın ya da rengin diğerine üstünlüğü yoktur, üstünlük yalnızca takvadadır.” sözleri yankılanıyor kulağımda.
Bir de Evliya Çelebi…
Neden mi hep aklımda?
Çünkü o, rüyasında Peygamberimizi görüp “Şefaat ya Resulullah” diyeceği yerde yanlışlıkla “Seyahat ya Resulullah” demiş.
İşte o dil sürçmesi, onun ömrünü gezilerle dolu bir maceraya dönüştürmüş.
Ben de artık dualarımda önce şefaat, sonra da seyahat dilemeye başladım.
Gökyüzünden aşağıya baktığımda, bulutların her biri ressamın yalnızca bir köşesini çizmek için bile saatler harcayacağı, uçsuz bucaksız bir tablo gibi görünüyor.
Denizler, karalar ve bulutlar öylesine uyumlu, öylesine ahenkli ki gözlerimi bu güzelliklerden ayıramıyorum.
Avrupa yolculuğumun ilk durağı Madrid.
Uçakta birlikte seyahat eden yolcuların dövmeleri, renkli saçları; Cezayirli kadınların baştan ayak bileklerine kadar sardıkları iki metrelik kumaşlarla oluşturdukları giysiler…
Hepsi bir araya gelince rengârenk bir dünya oluşuyor.
Pamuk yığınlarını andıran bulutlar, uçağı adeta sararak büyülü bir manzara yaratıyor.
Madrid’ten Kanarya Adaları’na indiğimizde üzerimizdeki ince kabanları hemen valizlere koyduk; bir anda sonbaharın serinliğinden yazın sıcağına geçiverdik.
Nostaljiyi yaşamımıza katmak için, 1912 yılında yapılmış, iki katlı, dış görünüşüyle insanı kendine çeken bir eve yerleştik.
Ağaç oymalı kapıların tokmağı, cumbalı balkonu; ve mozaik merdivenleriyle bu ev beni bir anda Kemeraltı’nda, Havra Sokağı’nda çocukluğumun geçtiği, Fatma ninem ile Ali Çolak büyük dedemin yaşadığı eve götürüverdi.
Kapıdan içeri adım attığımda, sanki o eski günlerin kokusu hâlâ duvarlara sinmiş gibiydi.
Ailece kiraladığımız arabada gezimizin rehberi kızım Zeynep, şoförümüz ise oğlum olacak.
Biz iki anne ise her zamanki gibi, “Burası neresi? Ne yiyeceğiz?” diye sorarak onları meşgul edeceğimiz kesin.
Haydi hayırlısı…
Kanarya Adaları’ndayız artık!
Las Palmas’ta, yıllanmış evleriyle buram buram tarih kokan bu şehirde, yeni bir hikâyenin ilk sayfasını açıyoruz.


YORUMLAR