“Sizlere ‘Bahar geldi, ne kadar da mutluyum’ demek isterdim…
Ama savaşların gölgesindeki bu dünyada, gelen baharlar sadece toprağa değil, keşke kalplerimize de dokunabilse. Dilerim bir gün bahar yalnız dallarda değil, insanlığın yüreğinde de açar.”
Duygularımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Dünyaya bahar gelse…
Hep birlikte gülebilsek. Başkasının mutluluğu bizim de mutluluğumuz olsa.
Savaşsız bir dünya düşlesek; papatyalardan minik elleriyle taç yapan o güzel çocukların gülüşleri yankılansa yeryüzünde.
Ele ele, gönül gönüle kurduğumuz köprülerden korkusuzca geçebilsek.
“Gel kardeşim, elini ver bana” diyebilsek içtenlikle.
Papatyalarla dolu güzelliklere birlikte yürüyebilsek…
Ama şimdi…
Bahar kapımızı çalsa da içimize giremiyor. Toprağın uyanışını izlerken, kalbimizin bir yanında savaşların dumanı tüterken baharı nasıl hissedelim? Çocukların ağladığı, annelerin gözyaşı döktüğü bir dünyada çiçekler açsa ne olur?
Bir yanımız umutla yeşermek isterken, diğer yanımız kardeşlerimize bir şey yapamamanın hüznüyle ağırlaşıyor. Takvim baharı gösterse de, yüreklerimiz kışta kalıyor.
Yine de diliyorum ki; bir gün gerçekten bahar gelsin hepimize.
Sadece ağaçlara değil, insanın kalbine de… Savaşın kıvılcımları değil, sevginin ışığı düşsün dünyaya.
Ve o gün, papatyalar çocukların saçında taç, insanlığın yüreğinde umut olsun. .
Diliyorum ki bir gün gerçekten bahar gelsin hepimize. Sadece mevsim olarak değil; merhamet, barış ve kardeşlik olarak…
VE O GÜN, YERYÜZÜ İNSANIN İNSANA İYİ GELDİĞİ BİR YER OLSUN.
TÜM SEVDİKLERİM...


YORUMLAR