Doç.Dr.İbrahim KOÇ

Doç.Dr.İbrahim KOÇ

49ibkoc@gmail.com

Anılarım-173

31 Ağustos 2025 - 20:18 - Güncelleme: 31 Ağustos 2025 - 20:19

   Değerli okurlarım bu yazıdan itibaren, yurt dışı gezilerim hakkında gördüklerimi ve izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
MISIR SEYAHATİ
Osmanlı imparatorluğu ile Mısır Ülkesi ile ilişkiler uzun dönem devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılında Ridâniye savaşını kazanması ile başlayan ilişkiler Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın bağımsızlık hareketlerine kadar devam etmiştir. 28 Temmuz 1832 de Hatay’ın Suriye’ye geçiş kapısı olan Belen Geçidi’nde ve başka bazı yerlerde yapılan savaşlarda Osmanlı ordusu, kendi valisinin ordusuna yenildi. Ne yazıktır ki Osmanlı Hükümeti, Mısır ordusuna karşı koyabilmek için İngiltere ve Fransa’dan yardım istemiş fakat onlardan yardım alamamış çünkü onlar da Mısırı, kendi sömürgeleri haline getirmek istiyorlardı. En sonunda Rusya’dan yardım istemiştir.  Daha sonra Mısır, kendi iç işlerinde bağımsız olmuş ancak dış işlerinde Osmanlı’ya tabi olarak yoluna devam etmiştir. Mısır yaklaşık 300 yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalmış ve 1922 de monarşi olarak bağımsızlığını kazanmıştır.
Eşim Emine Ataman Koç, Japonca turist rehberi olması nedeniyle Japonya’dan gelen gruplarla sık sık Anadolu’da turlara çıkıyordu. Bu turlar esnasında Japon turistlerle yaptığı sohbetlerde Mısır ve Yunanistan gezileri üzerine birçok konuşmaya tanık olur. Çünkü Türkiye’ye gelen Japon grupların bazıları, sadece Türkiye gezisi yapmayıp içinde Mısır, Yunanistan ve Türkiye’nin bulunduğu bir gezi programına göre seyahat ederlermiş. Hatta eşimin söylediğine göre Japon gruplar genelde önce Mısır, daha sonra Yunanistan gezisini tamamladıktan sonra Türkiye’ye gelirlermiş. Bu nedenle sohbetlerde Mısır ve Yunanistan üzerine konuşmalar olurmuş. Bir rehber olarak eşim, Mısır ve Yunanistan’ı tanımanın mesleki açıdan daha iyi olacağı kanaatine varmış. Bundan dolayı bu ülkelere uygun bir fırsatta gitmeyi hedef edinmişti.
Günlerden bir gün eşim bana “Rehber arkadaşlarımla Mısır’a bir gezi planlandı. Sen de katılır mısın?” dedi. Gezi 1993 yılının Kurban Bayramı’na rastlıyordu. Üniversite tatilde olacağı için zamanlama benim için de uygun olduğundan geziye katılmaya karar verdim. Geziye katılan kırk beş kişiden otuz beşi rehber diğerleri farklı mesleklerdendi. Bu geziye çok değerli arkadaşımız öğretmen ve aynı zamanda İspanyolca profesyonel turist rehberi Havva Mutlu da katılmıştı.
Seyahat zamanı geldiğinde Atatürk Hava Alanı’ndan kalkan bir uçağa akşam saatlerinde binerek Kahire’ye hareket ettik.  İki saati aşkın bir sürede Kahire Hava Alanı’na iniş yaptık. Gezi tertip komitesinin belirlediği Nil Nehri kıyısındaki iyi bir otele gelerek orada konakladık. Ertesi gün kahvaltıdan sonra iki gün sürecek Kahire turuna başladık. İlk gezimiz dünya harikalarından biri olan Keops Piramidinin de bulunduğu Gize semtineydi. Oraya varınca devasa piramitlerle karşılaştık. Gize bölgesinde irili ufaklı değişik büyüklüklerde piramitler bulunmaktadır. Rehberin açıklamalarına göre: “Bu piramitler M.Ö. 2551 yılında Firavun Keops tarafından yaptırılmaya başlanır. Yapılış sebebi, O zamanki inanışa göre insanların ölümden sonra tekrar dirileceğine inanmasına dayanmaktadır. Ancak, ölünün tekrar canlanması için cesedinin mumyalanması ve çok iyi korunması gerektiğine inanan firavunlar geleceklerini garanti altına alma yollarını aramaya başlamışlardır. Bunun için, firavunlar cesetlerini mumyalatıp bunları kimsenin ulaşamayacağı bir yerde saklanmasını sağlamak için piramit yaptırmışlardır.”  En büyük piramit olan Keops Piramit’i bir kenarı yaklaşık 230m olan bir kare üzerine oturmaktadır. Bu karenin alanı yaklaşık 53 dönüme tekabül etmektedir. Benim ailemin tarlalarının toplamı ancak bu kadardır. Fakat ilginç olan bu piramidin taban köşelerinin yüksekliklerinin milimetrik hassasiyetinde birbirine eşit olmasıdır. Bu bilgi, Almanca olarak aldığım mesleki kitapta bulunmaktaydı. Bu hassasiyet, o zamanki yapı mühendisliğinin ne derece gelişmiş olduğuna bir delil teşkil etmektedir. Bu piramidin yüksekliği yaklaşık 147m dir. Grubumuzla birlikte piramitler bölgesini gezdik. Piramitlerin hayret uyandıran görselliğini inceledik.
Piramitler bölgesinde bir de insan başlı aslan gövdeli dev bir sfenks heykeli bulunmaktadır. Bu sfenksin uzunluğu 73m, yüksekliği 20m civarındadır. Yönü doğuya dönüktür. Rehberin anlattığına göre bunun nedeni güneş doğar doğmaz güneş tanrısı RA’ yı görmesi içindir. Sfenksin başı firavun yüzüne benzetilmiştir. Yüzünün genişliği 5m civarındadır. Bu sfenksin firavun mezarları olan piramitlerin bekçiliğini (koruyucusu) simgelemektedir.
KAHİRE’DE ŞEHİR TURU
Bu arada piramitlerin etrafında turistlerin binmesi için birçok deve bulunuyordu. İsteyen turistler para vererek bu develere belli bir süre binip piramitler bölgesinde gezebiliyorlardı. Piramitler bölgesindeki gezimiz tamamlandıktan sonra rehberimiz bizi halı dokuma atölyelerinin bulunduğu bölgeye götürdü. Burada halı dokuma tezgâhlarını inceledik. Tezgâhta çocuk denecek yaşta iki-üç kız çocuğu halı dokuyordu. Gruptan bazı arkadaşlarımız halı alışverişi yaptılar. Buradaki gezimiz tamamlandıktan sonra tekrar otelimize döndük. Ertesi gün rehberimiz bizi Kahire’nin önemli uğrak yerlerinden biri ola Al Rıfai Camisi’ne götürdü. Bu cami 1361 yılında yapılmış görkemli bir camidir.  Bu camiyi önemli kılan sebeplerden biri de İran Şahı, Şah Rıza Pehlevi’nin türbesinin bu camide bulunuyor olmasıdır. Şah, Humeyni Rejiminden kaçarak Mısır’a sığınmıştır. 1980 yılında vefatından sonra cenazesi El Rıfai Camisi’ne defnedilmiştir. Bu camideki ziyaretimizden sonra bizim İstanbul’daki Kapalı Çarşı’ya benzeyen Han El Halili çarşısına gittik. Çarşı gezisinden sonra rehberimiz grubu serbest bıraktı. Bu esnada bize hijyen kurallarına uyan lokantaları önerdi.  El Ezher Üniversitesi civarında eşimle birlikte bir lokantaya girip yemeğimizi yedik. Daha sonra etrafı tanımak maksadı ile yol boyunca biraz gezindik. Yolda yürürken para isteyen dilencilerle karşılaştık. Ben cebimdeki madeni bir mısır parasını dilenciye verdim. Fakat dilenci, paranın değerini küçümseyerek kabul etmedi ve geri verdi.

Pramitler önünde ben eşim ve değerli dostumuz Havva Mutlu1993
 

Bu yazı 84 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum