Doç.Dr.İbrahim KOÇ

Doç.Dr.İbrahim KOÇ

49ibkoc@gmail.com

Anılarım-172

31 Ağustos 2025 - 16:02 - Güncelleme: 31 Ağustos 2025 - 16:02

   TARİH TURİZMİ ÜZERİNE BAZI ÖNERİLER
Ülke ihtiyaçlarını karşılamak ve ihracat yapmak için katma değeri yüksek dünyanın her tarafından talep edilebilecek ürünler üretebilmek için bütçeden para ayırarak son teknolojiye uygun fabrikalar kurmak zorunludur. Bunun için eğitimli uzman kişilere ihtiyaç duyulur. Gelişmiş ülkelerle at başı gidebilmek için sözü edilen ürünlerin üretilmesini sağlayacak, insanların yetiştirilmesi amaç edinilmelidir. Yüksek teknoloji gerektiren bu işlerde çalışacak insanların yetişmesi için gerekli eğitim reformlarını bir an önce hayata geçirilmelidir.
Yukarıda sözü edilen işler yapılırken daha az para gerektiren turizm yatırımlarına önem verip bu yönde gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Ülkemiz bu açıdan başka ülkelerin sahip olmadığı kadar tarihi zenginliğe[ik1]  sahiptir. Bu konuda turizm bakanlığı, tarihçilerimizle iş birliği halinde çalışmalıdır. Çünkü tarih turizminin hayata geçirilmesi en kolay yatırımlardan biridir. Ham maddemiz tarihtir. Çok şükür ki atalarımız tarihi hammaddeyi yeterince bizler için sağlamışlardır. Bize düşen bu tarihi hammaddeleri işleyip insanların hizmetine sunmaktır. Bacasız sanayi denilen turizmi geliştirmek için, gerekli cevherlere para harcamadan sahip olduğumuza göre bunları işleyip satmakla daha az masrafla daha karlı bir yatırım yapmış oluruz.
Bunun için yapılması gerekenler:
Tarihimiz açısından kırılma noktalarını oluşturan tarihi savaşların geçtiği yerlerin tespit edilmesi
* Tespit edilen bu yerlerin koruma altına alınması.
* Bu tarihi yerlere ulaşımın alt yapısının hazırlanması.
* Tur operatörlerine bu yönde hazırlık yapmalarının bildirilmesi.
* Rehberlerin tarihi yerler konusunda gerekli donanımlara sahip olmalarının sağlanması.
  Tarihi turlar neler olabilir:
 * En başta kurtuluş savaşı ile ilgili turlar
* Osmanlı imparatorluğu ile ilgili turlar
* Selçuklu dönemine ait turlar
* Haçlı seferlerine ait turlar
 Bunlardan birini örneklendirebiliriz.
Selçuklu dönemine ait Myriokephalon turu:
Myriokephalon savaşı Bizans imparatoru Manuel ile Selçuk Sultanı II. Kılıç Arslan arasında geçmiştir. Manuel Selçuklu devletini ortadan kaldırıp Anadolu’yu Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına almak istemektedir. Bunun gerçekleşmesi, haçlı ordularının Anadolu’dan güvenli bir şekilde Kudüs’e gitmesini sağlayacağı için Avrupa ülkelerinin de işini kolaylaştıracaktır. Manuel bunun için hazırladığı orduyu yola çıkarır. Ordunun savaş ağırlıkları ile birlikte yoldaki uzunluğu 15km yi bulmaktadır. Sultan II. Kılıç Arslan’ın barış teklifini Manuel kabul etmez. Ordu Çivril ilçesinin Düzbel köyünden geçerek (Myriokephalon) mevkine gelir. Myriokephalon savaşının geçtiği yer tam olarak bilinmemekte ve araştırılmaktadır.  Burada Tribritze Geçidi bulunmaktadır. Bizans öncü birliği bu geçidin olduğu yerdeki Selçuklu birliğini püskürtüp onların geçidin arkasındaki dağlara çekilmesini sağladılar (17 Eylül 1176). Manuel’in tecrübeli komutanları bu geçidin tehlikeli olabileceğini belirtmelerine rağmen genç prenslerin ısrarlarına kanarak geçitten geçmeye karar verir ve öncü birlik ve arkadan gelen diğer birlikler geçitten geçerek dar yoldan zorlukla ilerlemeye başlar.
Belli bir müddet sonra yamaçlarda pusu kuran Selçuklu Ordusu Manuel’in ordusunu vadi içinde ok yağmuruna tutmaya başlar. Manuel’in kayın biraderi Boudouin süvarinin başında yamaç yukarı Selçuklu Birliği’nin üzerine atlarını sürer fakat hepsi kılıçtan geçirilir. Vadideki Bizans birlikleri öylesine sıkışmışlardı ki ellerini bile oynatamazlar.  Bu yüzden birbirlerine yardım edemezler. Manuel cesaretini kaybedip paniğe kapılır. Geriye doğru kaçmaya başlar. Bütün ordusu onu takip etmeye çalışır. Fakat bu büyük karışıklık esnasında ağırlıklar yolu tıkamıştır. Askerlerden pek azı kurtulabilir. Selçuklu ordusu, karanlık çökünceye kadar Bizans askerlerini etkisiz hale getirirler. Kurtulan askerlerini ovada tekrar toplamaya çalışan Manuel’e Sultan II. Kılıç Arslan, hazırlamış olduğu ağır barış şartlarını bildirir. Manuel bu şartları kabul etmek zorunda kalır ve bu zafer, Anadolu’nun vatanımız olduğunun mührü olur. Anadolu’nun Türk Yurdu olması tekrar kesinleşmiş olur ([*], cilt II, s.345-346)
Bu tarihi savaşın, Myriokephalon (Düzbel) deki Tribritze Geçidi’nde rehber tarafından turist gruplarına, savaşı yaratan koşulların neler olduğunu, savaşın nasıl cereyan ettiğini, sonucun ne olduğunu anlatılması daha etkileyici ve anlaşılır olur. Turistler savaşın geçtiği mekanları yerinde görerek savaş koşullarını kafalarında daha iyi canlandırabilirler. Her iki savaş komutanının ve ordularının durumlarını beceri ve maharetini daha iyi kavrar. Böylece hem kendi insanlarımız hem de yabancı misafirlerimizin tarihi bilgileri zenginleşmiş olur. Yabancı turistler, Türklerin vatanlarını koruma konusunda ne derece stratejik ve akıllı hareket ederek canları pahasına vatanlarını savunduklarını somut bir şekilde görerek insanlarımıza olan saygıları artar. Kendi insanlarımız da ataları ile gurur duyar ve onlara layık olmaya çalışırlar.
Ayrıca, yenilgilerimiz ve zaferlerimiz üzerinde bir daha düşünme fırsatı bulup bunlardan ders almak ve gelecek nesillere daha güvenli bir ülke bırakmak için ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta barış, dünyada barış” felsefesi ile hareket etmenin en akılcı yol olacağı sonucuna varırlar. Ancak bunu sağlamanın yolu sözü dinlenir bir ülke olmaktan geçer. Sözün dinlenir olması için de bilimde ve teknolojide ileri seviyede olmak mecburiyeti vardır. Aksi takdirde savaş meydanlarındaki yenilgilerimiz ve sonuçları aklımıza gelmelidir. Şunu unutmayalım düşman daima karşı tarafın zayıf anını bekler. Anadolu Selçuklu Devleti’nin 1243 yılındaki Kösedağ Savaşı’nda Moğollara yenilmesinden sonra Selçuklu Devletinin nasıl parçalandığını biliyoruz. Sonumuzun öyle olmaması için Selçuklu Devletinin sonunu hazırlayan nedenleri çok iyi öğrenmemiz gerekir. 
Tarih turizmi, bu şekilde insanlara ibret dolu tarihi olayları öğretme işlevleri yanı sıra, tarihi mekanlarda tarih satarak ülke kalkınmasına katkı sağlanmış olur. Umarım yetkilerimiz tarih ağırlıklı turizme önem verip gerekli alt yapıyı oluştururlar.
[*] Runciman, S.: Haçlı Seferleri Tarihi, 2008, Ankara

Bu yazı 79 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum