Fütüristik Tezler

Yaşar ATLI gordesgazetesi@gmail.com

Geleceği öngörmek artık imkânsız gibi bir şey. Çünkü son yüzyılda insan aklının havsalasının almayacağı şeyler vuku buldu. Başlangıcından bu yana insanlığın kat ettiği mesafe on birim ise son yüzyılda kat edilen mesafe yüz birimdir. Ve bu makas gittikçe açılmaktadır. Eskiden bir savaşın gidişatından sonunu öngörmek mümkün olabilirdi. Bir toplumun gidişatından bir toplumbilim yapabilirdiniz. Yani bir sosyoloji, bir ekonomi, bir uluslararası ilişkiler, bir sanat, bir psikoloji, bir mimarî öngörebilirdiniz.
Günümüze geldiğimizde ise her şey o kadar hızlı değişiyor ki anlamak mümkün değil neredeyse. Gelecek perspektifi kurabilmek için en azından bugünü anlamamız gerekmiyor mu? Anlayamıyoruz işte! En azından ben anlamış değilim. Mesela pandemiyi anlamış değilim hâlâ. Bir gün uyandık ki bir savaş başlamış ve pandemi bitmiş. Savaşlar savaş mı değil mi o da belli değil.  Son yılların hiçbir olayını anlamış değilim diyebilirim. Son yıllarda yapılan bazı filimleri, yazılan şiirleri, bazı kitapları, bazı şarkıları, etkinlikleri, ilişkileri, sözleri, insanları anlayamıyorum. Hiçbir şey nerdeyse sözlük tanımına uymuyor. Hâlbuki tanımamız için tanımlamamız gerekmiyor mu? Kendisi olmayan, kendisinden başka her şey olabilen şeyler. Konsensüsü, elimizdeki hakikati kaybediyoruz gibime geliyor. (Bu iyidir, kötüdür demiyorum. Sadece şu anda masa başında hissettiklerimi, düşündüklerimi yazıyorum.)
Şimdi böyle bir fluluğun, sisin, dumanın, komplo teorilerinin ortasında gel de geleceğe dair bir öngörüde bulun. Geleceğin eğitimi nasıl olur mesela. Tıp büyük oranda belki de tamamen mekanikleşecek mi acaba. Sanat, büyük oranda dönüşecek mi? Felsefe ölecek mi? Mesela yeni bir dil mi oluşacak. Bizim dillere benzemeyen fakat herkesin anlaştığı evrensel bir dil. Mizahı, şiiri, duygusu olmayan bir dil. Mesela yapay zekâ akademinin işine son mu verecek. Robotlar mı istila edecek her yeri?
Mesela gelecekte fiziki para olacak mı? Şimdi bile birçok alışveriş karttan yapılıyor. Belki de tüm alışverişler karta, dijitale dönecek. Paranın sadece adı kalacak. Yeni suçlar, yeni hastalıklar, yeni ihtiyaçlar hukuku, tıbbı, iktisadı dönüştürecek. Bilgi sınır tanımayacak, teknoloji sınır tanımayacak, sınırlar itibarî olacak ve insanlar dünya vatandaşı olacak belki de. Geleneksel kurumlar dahası geleneğin bir geleceği olacak mı? Olacaksa nasıl olacak?
Geleceğin enerjisi, tarımı, gıdası, suyu, toprağı, ulaşımı, bilişimi, yerleşimi, şehirleri, insanları nasıl olacak. Mesela şair gelecekte nasıl bir şiir yazacak. Şöyle bir şey yazarsa hoş olur mu?
‘Dün akşam hevgangelatoma binmiş,
Paris’i seyrediyordum.
Atina’yı , Bakü’yü düşünerek.
Sonra sen geldin aklıma.
Düşünmeyi bıraktım.
Lafinsutatutam
Lafinsutatutam.’
Aman Allah’ım. Bu nasıl bir şiir böyle. İyi ki gelecekte yaşamıyorum da böyle berbat bir şiire maruz kalmıyorum. Gelecekte yaşayacağıma ölürüm daha iyi. Gelecekte mizah diye bir şey olmayacak belki de. Şiir de olmayacak.
Geleceği öngörmek çok zor. Bu yazıyı yirmi yıl önce yazsaydım; gelecek geçmişten başlar diye yazardım. On yıl öce yazsaydım gelecek bugünden başlıyor diye yazardım. Gelecekte yazsaydım her gelecek geçmiştir diye yazardım. Fakat gelecek ile geçmişin iç içe geçtiği bugün yazıyorum ve ne yazacağımı bilmiyorum. Tam tanımlanmamış, müphem, muğlak, esnek, bir bugünde yaşamaktan hiç de şikâyetçi değilim.
Öngörülerin sonu yok. Hepsini ve daha fazlasını yine de bugünkü gidişata bakarak yazdım. Hayali şeyler de yazabilirdim. Falancanın ütopyası, filancanın medinetu’l-fazıla’sı gibi. İnsanlar bireysel olarak basit bir elbise giyip kuşlar gibi uçacak, balıklar gibi yüzecek, mutlu, mesud, kardeş kardeş geçinip gidecek. Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı.
Diyelim ki yarın şöyle veya böyle oldu. Peki, o gün daha mı mutlu olacağız. Daha mı insanî, daha mı refah içinde, daha mı sağlıklı?
Hepsinden geçtim, nasıl olsa insanoğlu her şeye adapte olabilen bir varlık. Fakat insanlığın bir geleceği olacak mı? Bir deli bir sabah kalkıp ‘al sana bomba’ diyerek insanlığı bir felakete sürüklerse insanlığın bir geleceği olacak mı?
Gelecek belki de gelmeyecek. Haydi, o meşhur film repliğine benzeterek söyleyelim. Gelecek de bizi görecek mi?
Zavallı kâhinler!