Yüreğim Suskun
Yıllarca öğrenci yetiştirmiş bir öğretmen olarak bugün kelimeler boğazımda düğümleniyor. Nice çocuklara kalem tutmayı öğreten ellerim, şimdi bu acıyı yazarken titriyor. Cümlelerim yarım kalıyor, yüreğim ise suskun...
Okul bahçelerinde yankılanması gereken çocuk sesleri sustu. Sınıflarda söylenmesi gereken şarkılar yarım kaldı. Baharda çiçek açması gereken küçücük fidanlar, vakitsizce toprağa düştü. Hangi yürek buna dayanabilir, hangi vicdan bunu kabul edebilir?
Saklambaç oynayıp gülmeleri gereken çocuklar, can havliyle silahtan saklanmaya çalıştı. Oysa onların ellerinde kitap olmalıydı, umut olmalıydı. Daha öğrenecekleri bilgiler, kuracakları hayaller, yaşayacakları nice güzel günler vardı.
Ve öğretmenler… Kendi canını düşünmeden evlat bildiği öğrencilerini korumaya çalışan o güzel insanlar… Onlar yalnızca ders anlatan değil, sevgi öğreten, umut büyüten, yol gösteren yüreklerdi. Fidanlarını korurken toprağa düşen öğretmenlerimizi de unutmayacağız.
Bugün sadece ağlamak yetmez… Kendimizi sorgulamalıyız. Anne oluşumuzu, baba oluşumuzu, insanlığımızı…
Evlatlarımıza sarılıp insan hayatının ne kadar kıymetli olduğunu yeniden anlatmalıyız. Sevginin, merhametin, vicdanın ve barışın değerini öğretmeliyiz.
Ben çok üzgünüm… Bir insan olarak, bir öğretmen olarak, bir anne yüreği taşıyan herkes adına çok üzgünüm.
Çünkü bazı acılar anlatılmaz, sadece hissedilir. Ve bugün kelimeler gerçekten kifayetsiz kalıyor…
ÜZGÜNÜM