Klor: Komşuluğun ve Paylaşmanın Tadı
Bizim yörede kurabiyenin adı klordur.
“Nasıl bir kurabiye?” derseniz; yemeğe doyamayacağınız, insanı bir lokmada çok uzaklara götüren bir tattır. Mesela çocukluğunuza… Belki de annenizin elinden yediğiniz o en güzel lezzetlerden biridir.
Benim gözümün önüne hemen o günler gelir. Annemin erkenden kalkıp hazırladığı, pişirdiği klorların kokusu bütün evi sarardı. Burnumuza gelen o mis gibi kokuyla uyanırdık. Öyle ki bu koku, belki birkaç ev öteden bile duyulur; sevgiyle harmanlanan bu güzel koku komşuların da canını çektirirdi.
Çok geçmeden kapı zili çalardı. Gelen komşular, daha kapıdan girerken şöyle derlerdi:
Ayten, klor mu yaptın? Senin klorun çayla birlikte pek lezzetli olur. Biz de Şerife’yle pazara salçalık domat biber almaya gitmiştik. Kokuyu duyunca, bu yorgunluğumuza iyi gelir diye sana geliverdik.”
Annem ise her zamanki güler yüzüyle gelen misafirlerine klorları çayın yanına koyuverirdi.
Annemin bize de misafirlerine de sunduğu klorda bambaşka bir lezzet vardı. Ölçüsüne kattığı sevgi öylesine yoğundu ki insan onun tadına doyamazdı.
Bazen de birkaç komşu, ellerinde örgü şişleri ve yumaklarıyla kapıya gelir:
“Ayten, evde misin? Biz geldik. Hem seni özledik hem de şu yeni ördüğün yeleğin örneğini bir bize gösteriver, biz de örelim.”
derlerdi.
Annem hepsini güler yüzle karşılar; evde yağ, yumurta, şeker ,un ve yoğurt varsa hemen hamuru yoğurur, klorları sessizce fırına verirdi.
Bu arada örgü sohbetleri başlardı. “Bir sıra haroşe, sonra üç düz…” diye örnek modelleri tarif edilir, şişlerin şıkırtısı güzel muhabbete eşlik ederdi.
Fırından gelen klorların kokusu ise annemi ele verirdi. Ama bu, öyle güzel bir ele verişti ki hem ev sahibi hem de misafirler mutlu olurdu.
“Ayten, biz habersiz geldik, niye zahmet ettin?” derlerdi.
Ama bu sözler sadece dilden söylenirdi; herkes kalben memnundu.
Okul yıllarımda annemin yapıp verdiği klorları arkadaşlarımla paylaşmanın da ayrı bir mutluluğu vardı. Çünkü onlar, annemin elleriyle yaptığı dünyanın en güzel kurabiyeleriydi.
Bugün ben de ailece bir araya geldiğimizde, annemin yaptığı gibi usulca klor yapıverdim. “Aman da aman, bu ne güzel lezzet!” sözleri, hem emeğe verilen değerin hem de klorun eşsiz tadının ifadesiydi.
Bu yaz tatilinde torunlarım da öğrenmek isteyince birlikte klor yaptık. Belki bir gün onlar da “Babaannemizden öğrenmiştik.” diyerek bu güzel lezzeti anımsayacak ve bizleri rahmetle anacaklar.
Böylece nineden toruna geçen bu tat, nesilden nesile yaşamaya devam edecek.
Bizim memlekette son yıllarda kırk yıllık klorun adı pek beğenilmemeye başladı galiba ki ona “anne kurabiyesi” demeye başladılar.
Ne ad verirlerse versinler, benim için onun adı hep klor kalacak.
Çünkü o sadece bir kurabiye değil; eski günleri, komşuluğu, paylaşmayı ve annemin sevgisini hatırlatan bir hatıradır.
Gördes’imin en güzel lezzetlerinden biri olan kloru tattıysanız ne mutlu size… Tatmadıysanız da çat kapı gelin. Size hal hatır sorduktan sonra, bir ara klor yapıvereceğimden emin olabilirsiniz.
Hoşça kalın…