“11 Soru 11 Cevap” röportaj serimin dokuzuncu konuğu, Boğaziçi Üniversitesi Fen Fakültesi, Matematik Bölümü, Fonksiyonlar Teorisi ve Fonksiyonel Analiz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Türk Matematik Derneği’nin ilk kadın başkanı ve Avrupa Matematik Topluluğu’nun başkan yardımcısı Sayın Prof. Dr. Betül Tanbay olacak. Beni kırmayıp röportaj teklifimi kabul ettiği için kendisine çokça teşekkür ediyorum. Hocam, izninizle sorularıma başlıyorum.
Soru 1 : Öncelikle nasilsiniz Matematikle tanışmanız nasıl oldu ve sizi özellikle analiz ve kümeler teorisine yönlendiren motivasyon neydi?
Cevap 1 :Matematikle her çocuk gibi neredeyse doğuştan tanıştım. Ortaokula Ankara’da Fransız sisteminde çalışan bir okulda gittim, yetmişlerin başıydı ve “modern matematik” modası hakimdi. Hiç klasik geometri okumadan herşeye kümelerle başlayan bir sistem. Üçgen yok, vektör uzayları var! Arada zararları görüldü kaldırıldı. Belki bir faydası soyuttan korkmamak olmuştur.
Soru 2: Ülkemiz ve Gördesli öğrencilere önermek istediğiniz, haddim olmasa da dönem başında ortaokul, lise ve üniversite çağındaki öğrencilerin günü gününe çalışması gereken en önemli ders matematik. Bir dersi kaçırmak, haftalar süren emekleri boşa çıkarabiliyor. Çoğumuz dersleri geçmeye çalışıyoruz; akademik alana devam etmek istemeyenler veya çok ilgisi olmayanlar ise dersleri sadece geçmek için öğreniyor. Bu ders bir yetenek işi mi, yoksa çok çalışarak öğrenilebilir mi? Azmin sonunda, bana biraz daha doğuştan gelen bir yetenek gibi geliyor. Sizin çalışma rutininiz nasıldı ve okurlara nasıl önerilerde bulunabilirsiniz? Dershanelerimiz soru yağmurlarıyla, okullarımız ödevlerle sıkıştırma yapıyor. Peki, bizi işin temeli olan matematikten soğutmadan, uzaklaştırmadan gerçek başarıya nasıl ulaştırabiliriz?
Cevap 2: Hassas bir konu bu, üzerinde hep düşündüğüm. Keşke matematik “en önemli ders” konumunda olmasaydı, kral koltuğu en sevileceklerden bile nefret ettirebilir insanı! Haklısınız, en zor tarafı ipin ucunun kolayca kaçıvermesi. Bence her insanda matematik yeteneği doğuştan var, yuvarlanma, yürüme, konuşma yeteneği gibi. Bir şekilde eğitim sistemi bu yeteneği adeta katlediyor. Eğitimciye zaman lazım. Oyun oynama zamanı. Bahis ettiğiniz “soru yağmuru” ve de çoktan seçmeli sistem ise oyunbozan! Oturup her satırın başına “yerli ve milli” yazarak matematik eğitimi müfredatı yazılmaz. Matematiğin doğallığı ve evrenselliği üzerinde durmak gerekir.
Soru 3: Kadison–Singer problemi üzerine yaptığınız çalışmalar gibi önemli araştırmalarınızda sizi ilhamlandıran düşünce veya gözlem neydi?
Cevap 3: Kadison-Singer problemi hem şansım hem şansızlığımdır. Kümeler teorisinde dünya çapında bir matematikçi ile doktoramı yaparken, kendi kendime tesadüfen bulduğum bir problem. Problem 1959 yılında doğmuş, benden 1 yaş büyük. 1979 yılına kadar konu ile ilgili fazla ilerleme olmamış. Şansızlığım, doktora hocamın bu problemi görünce çözebileceğimi zannetmesiydi. Neyse ki araştırmam sırasında kendisi de kısmi çözümlerin bile bu problem için önemli katkı olabileceğini anladı ve tezimi bitirip 1989 yılında mezun olabildim. Problemin kendisi 2013 yılında bilgisayar uzmanı ekiplerce çözüldü! Doktora hocamla hala temasım vardır ve “size kalsa ben 20 yıl doktora tezi ile uğraşıyor olacaktım” derim şaka yollu! Şansım ise, problemle uğraşan camia ve ilerleme yıllarca kısıtlı olduğundan bu konu ile uğraşan herkesle temas edebilmiş olmam ve problem çözüldüğünde “Annals of Mathematics” adındaki en saygın dergilerden birinde benim çalışmalarıma da atıf yapılmış olması.
Soru 4: Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrencilere matematiği öğretirken en çok hangi yöntemleri önemsiyorsunuz ve neden?
Cevap 4: Uzun yıllar, biraz Fransız usülü, önce teori sonra pratik gibi bir sıra izledim. Ama artık örnekten çıkarak motive etmenin önemini çok daha iyi anlıyorum. Matematiğin hayatla ilgisini kurmayı önemserim. En soyut konuların bile somut sorunlarımızı çözmeye yardımcı olabileceğini göstermek isterim.
Soru 5: Berkeley, Bordeaux, Jussieu gibi farklı üniversitelerde misafir öğretim üyeliği yaptınız. Bu deneyimler akademik ve kişisel gelişiminize nasıl katkıda bulundu?
Cevap 5: Matematik evrensel bir konu ve paylaşılması çok mühim. Her ne kadar pek çok matematikçi kendini bir odaya kapayıp saatlerce tek başına düşünse de, konuşmak, paylaşmak, birlikte sorular üretmek matematiğin ve insanın gelişmesi için şart. Bu yüzden tüm gittiğim yerlerin bana büyük faydası oldu. Bir de insan kendi çalıştığı bölümde günlük bir sürü sorunla karşılaşır ve dağılır. Bir yere misafir gittiğinizde, mutfakta olanlar sizin sorununuz olmuyor. Daha iyi konsantre olup çalışabiliyorsunuz. Matematikçilerin kendi işyerlerinden arada sırada uzaklaşması elzemdir.
Soru 6: Matematiğin toplumdaki rolünü nasıl görüyorsunuz ve bu alandaki farkındalığı artırmak için hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?
Cevap 6: Matematiğin ve matematiksel düşüncenin insan ve toplumda önemi malum. 2008 yılında Avrupa Matematik Birliği’nin toplumsal farkındalığı artırma üzerine çalışan bir komisyonuna üye olarak davet edildim. Ardından aynı birliğin etik komisyonuna da girdim ve 4 senesi başkan yardımcılığı olmak üzere yönetim kurulunda da çalıştım. Bu dönemin bana toplumsal konuları düşünmem için faydası oldu. Ayrıca Türk Matematik Derneği başkanı olarak onlarca ilimizde matematik sergileri açılması için çalıştım. Radyo programları yaptım. İBB kütüphanelerinde “çocuğun al gel” isimli matematik atölyeleri yaptım. 2020 yılından beri de UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Matematik Günü projesi (https://www.idm314.org/) kapsamında çalışıyorum. Bu bağlamda kullanılan dillerden birinin Türkçe olması için çalıştım (elbette yerli ve milli olmak da yaşamın bir parçası!!) Şu linklere bakabilirsiniz: https://everywhere.idm314.org/index_tr.htmlhttps://betterworld.idm314.org/index_tr.htmlBu yılın başından beri de Dünya Matematik Birliği (IMU) beni bu projenin başına getirdi. 2026 yılının temasını “Matematik ve Umut” olarak belirledik, çalışıyoruz.
Soru 7: Türk ve dünya matematik camiasında kadınların sayısı hâlâ sınırlı. Sizce genç kadın matematikçilere en önemli tavsiyeniz ne olur?
Cevap 7: Kadınların doğal yaratma gücü uzun süre başka yaratma alanlarına sıçramamış olabilir ama epeydir bu konuda çok büyük gelişme ve farkındalık var. Genç kadın matematikçilere tavsiyem cinsiyet konusunun matematik araştırmalarında bir yer edinmemesi için uğraşmalarıdır.
Soru 8: Rol model olarak gördüğünüz, ilham aldığınız ve çalışmalarını okumamızı tavsiye ettiğiniz isimler kimlerdir? Bu alanda sizi en çok etkileyen bilim insanları veya düşünürler kimler oldu?
Cevap 8: “Rol model” tabirini Berkeley’e doktoraya gittiğimde duydum ilk defa. Açıkçası Türkiye’de kadınların matematik yapamayacağı önyargısı ile büyümemiştim. Amerikalılar arasında bu düşüncenin ne kadar yaygın olduğunu dolayısıyla rol model ihtiyacının yüksek olduğunu fark ettim. Beni etkileyen pek çok bilim insanı oldu. Düşünürler de. En çok da tevazuları etkiledi.
Soru 9: Matematiksel problemlere yaklaşırken yaratıcılığın ve sezgilerin rolü sizce ne kadar önemli?
Cevap 9: Tabii ki sezgi mühim. Ama belki de en çok tekrar edebilme, tekrar tekrar düşünebilme, ısrarla sebatla tekrarlama disiplini önemli.
Soru 10: Akademik kariyeriniz boyunca yaşadığınız en unutulmaz an veya başarı hangisiydi?
Cevap 10: Yapmaya çalıştıklarımı konferanslarda ya da seminerlerde iyi paylaşabilmişsem sevinirim. 1990 yılında Kanada’da bir konuşmam ardından, alanımda çok meşhur bir matematikçinin sorusuna, kendisini tanımadığım için rahatlıkla cevap verdiğim ve tüm salonu güldürdüğüm anı gülümseyerek hatırlarım hep.
Soru 11: Gelecek nesil matematikçiler ve araştırmacılar için en kritik tavsiyeniz ne olur? Eklemek istediğiniz bir konu var mı hocam
Cevap 11: Matematiği sevip çalışmak isteyenler hep olacak. Ne yapay zeka ne de para düşkünlüğü bunu önleyemez. Öte yandan üniversiteler ve araştırma merkezleri bütün dünyada ciddi zorluklar içinde. Matematiğe olan doğal ihtiyacın, matematiğin istediği sakin huzurlu acul olmayan çalışma şartlarının önemini devamlı idarecilere hatırlatmalarını dilerim. Moda olan projelere değil, ilgilerini çeken konulara yönelmelerini dilerim. Bu söyleşiyi özenle hazırlamışsınız, teşekkür ederim. Daha fazlasıyla ilgilenenler olursa, “herkes için matematik” risalemi okuyabilirler: https://tmd.org.tr/herkes-icin-matematik/
Hocam, asıl bizler teşekkür ederiz; herkese çalışmalarınızı öneriyorum. Değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızı, anladığım kadarıyla, ilgiyle takip edeceğim. Sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum. Tekrar görüşebilmek ümidiyle, saygı ve sevgilerimi sunarım.


YORUMLAR