Mert AKAR

Mert AKAR

akarmert2015@gmail.com

Röportaj Serisi-21: Konuk = Prof.Dr.Esra Akcan (Mimarlık)

31 Ocak 2026 - 16:34 - Güncelleme: 31 Ocak 2026 - 16:35

Röportaj serimin yirmi birinci ve çok değerli konuğu; lisans ve yüksek lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünde tamamlayan, ardından ABD’ye giderek Columbia Üniversitesi’nde M.Phil., Ph.D. ve doktora sonrası çalışmalarını sürdüren; modern ve çağdaş mimarlık, şehircilik, göç, çeviri ve küresel adalet alanlarında önemli akademik çalışmalara imza atan, hâlen Cornell Üniversitesi Mimarlık Bölümünde Michael A. McCarthy Profesörü olarak görev yapan ve Karşılaştırmalı Moderniteler Enstitüsü’nün yerleşik direktörlüğünü üstlenen Sayın Prof. Dr. Esra Akcan olacaktır.Röportaj teklifimi kırmayıp kabul ettiği için kendisine teşekkür ederim. Hocam, izninizle sorularıma geçiyorum.
Soru 1- Hocam öncelikle nasılsınız? Akademik yolculuğunuzun başında sizi mimarlık tarihi ve teorisi alanına yönlendiren temel etken neydi?
Cevap 1-Dünyanın ve Türkiye'nin hali böyleyken iyi olması zor, ama olabildiğince iyiyim, teşekkürler. Sorunuza gelirsek, ODTU’de mimarlık eğitimi gördüğüm sırada profesyonel ofislerde çalışma imkanı bulmuştum. O sırada yapılı çevre ve mimarlığın toplum, dünya ve doğa için önemini ve bu konularda yapmak istediklerimi bir ofiste çalışarak gösteremeyeceğimi anladım. Yazı yazmayı ve araştırmayı seven bir insan olarak, doktora yapmanın ve akademisyen olmanın benim için daha anlamlı bir gelecek yaratacağına karar verdim.
Soru 2- Çalışmalarınızda özellikle göç, vatandaşlık ve adalet kavramlarını mimarlıkla ilişkilendiriyorsunuz. Bu üçlü temanın sizdeki karşılığı nedir?
Cevap 2- Bu özellikle 2018’de basılan Açık Mimarlık (Open Architecture) kitabımın anahtar kelimeleriydi. Bu kitap Türkiye’den Almanya’ya giden ‘misafir işçiler’in hikayelerine odaklanıyor, özellikle evlerini ve yaşam alanlarını mimarlık tarihi, sözlü tarih, mekansal çözümleme gibi yöntemlerle inceliyor. Ayrıca, bu deneyimleri mimarların bu yaşam alanlarını tasarlarken düşündükleri ve hayal ettikleriyle karşılaştırıyor. Bu tarihi araştırdıkça Almanya’da vatandaşlık tanımımın manipülasyonu üzerinden Türkiye’li göçmenlere yapılan adaletsizlikleri ve yasaların göçmenler aleyhine uygulanmasını çözümledim, ve açık mimarlık kavramını bunun üzerine geliştirdim. 

Soru 3- Open Architecture ve Architecture in Translation kitaplarınız mimarlık disiplinine yeni kavramsal çerçeveler kazandırdı. Bu kitapları kaleme alırken sizi en çok zorlayan kavramsal problem neydi?
Cevap 3- Bu iki kitap da geniş anlamıyla sömürgecilik-sonrası çalışmaları olarak adlandırılabilecek alana yeni terminoloji ve bilgi üreterek katkıda bulunuyor. Çeviri ve açık mimarlık sözcüklerini tarihi açıklayan ve mimarlığı daha derin düşünmemizi sağlayan kavramlar olarak kuramsallaştırılıyor. Dolayısıyla bu iki kavramı beni en çok zorlayan olmasa da, ilgilendiren ve üzerine düşündürten kavramlar olarak sayabilirim.
Soru 4- Türkiye ve Almanya arasındaki modern mimarlık ilişkisini araştırırken ulaştığınız sizi en çok şaşırtan bulgu neydi?
Cevap 4-Almanya’da faşizm döneminde Türkiye’ye kaçan mimarların yapılı çevreye ve eğitime verdikleri katkının ne kadar büyük olduğunu, ve karşılığında Türkiye’den Alamanya’ya “misafir işçi” olarak giden göçmenlerin, Almanya’nın şehir ve konut kültürüne getirdikleri zenginliği keşfetmek. 
Soru 5- Mimarlıkta “açıklık” (open architecture) kavramını geliştirirken hangi toplumsal olaylar ya da tarihsel süreçlerden ilham aldınız?
Cevap 5- Bahsettiğiniz kitapta, açık mimarlığı yeni bir misafirperverlik etiğinin tasarım sürecine yansıması olarak tanımlıyorum, ve açık mimariye yönelik biçimsel, programatik ve prosedürel adımları örnekliyorum. Sorunuzun cevabını tam olarak verebilmek için aslında tüm kitabı anlatmam gerek. Çok özetle, sadece insanların değil, fikirlerin, teknolojilerin, imgelerin yeryüzündeki göçünden ilham alan ve bu süreçleri anlamlandırmaya çalışan bir kavam bu. Savaş değil barış, milliyetçi ya da dinsel saflık değil diyalog ve etkileşim yanlısı bir kavram. Tarih içinde kendi ırkını, milletini ya da dinini üstün gören, kozmopolit etiğe karşı çıkan ve bu yolla dünya barışına zarar veren tüm gruplara ve süreçlere eleştiri geliştirebilmek için düşünülmüş bir kavram. 
Soru 6-Uluslararası alanda aldığınız ödüller ve akademik takdirler arasında sizi en çok gururlandıran hangisiydi ve neden?
Cevap 6- Ödül ve akademik takdir yaptığım işin en belki de tek güzel kazanımı. O yüzden aralarında bir hiyerarşi kurmam çok zor. Küçük büyük hepsi çok anlamlı ve gurur verici. 
Soru 7-Günümüzde mimarlık araştırmalarında etik, adalet ve toplumsal sorumluluk konularının daha fazla öne çıktığını görüyoruz. Sizce bu eğilim mimarlığın geleceğini nasıl şekillendirecek?
Cevap 7-Kanımca, bu temalar son dönemde mimarlık tarihi ve eğitimi alanında gelişen dönüşümler sayesinde öne çıktı. İdealist öğrencilerim bana her zaman büyük ilham, gurur ve iyimserlik veriyor. Ancak iş dünyasına girip, sadece kâr amacı güden büyük ofislerde çalıştıkça bu ideallerinden uzaklaştıklarını ve prensiplerinden vazgeçtiklerini görmek elbette beni üzüyor. Türkiye’de son dönemde hükümete hizmet eden mimarlar şehirlere büyük zarar verdi. Gelecek, mimarların iş dünyasına girdikçe üniversitedeki ve gençlik yıllarındaki fikirlerini ve ideallerini ne kadar canlı tuttuklarına  göre belirlenecek. 
Soru 8-Mimarlıkta kültürler arası çeviri yaklaşımınız, Türkiye'deki mimarlık eğitimi için nasıl bir model sunuyor sizce?
Cevap 8-Örneğin Türkiye’nin birçok mimarlık bölümünde tarih, kuram ve tasarım dersleri sadece Avrupa, ABD ve Türkiye’de olan bitenden haberdar ve sadece onunla ilgilenen bir yaklaşım sergiliyor. Kültürler arası çeviri yaklaşımı ise dünyayı ve çevreyi çok daha bütüncül ve iç içe geçmiş bir ekosistem olarak görmeyi gerektiriyor. 
Soru 9-Mimarlık alanında araştırma yapmak isteyen genç akademisyenlere veya öğrencilere en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
Cevap 9-Giderek daha az okuyan, bilgisini güvenilirliğini kanıtlamamış kaynaklardan toplayan ve kısa yollara başvuran bir çoğunluk gözlemliyorum. Türkiye’de Barış Akademisyenlerine yapılanlar, Boğaziçi Üniversitesi gibi kurumlara atanan kayyumlar düşünüldüğünde yüksek öğrenime yapılan darbenin ne kadar büyük zararlar verdiğini anlamak zor olmaz. Dolayısıyla genç akademisyenlere ve öğrencilere tavsiyem bu baskıları aşmak için aktif adım atmaları, liyakatsız ve sadece güçlünün yanında olan kısa yollara başvurmamaları, ve bağımsız düşünce geliştirmek için bol bol kitap okumaları.  
Son Soru- Gelecekte mimarlık araştırmalarında hangi temaların veya sorunların daha belirleyici olacağını düşünüyorsunuz?
Son Cevap- Umarım toplumsal, küresel ve çevresel adalet kavramları, sömürgeleşme ve muhalefetinin tarihi etkin olmaya devam eder. Yeni kitabımda, insan hakları merkezli şifa, onarım ve iklim tazminatı kavramlarını mimarlıkla ilgilendiriyorum, ve Avrupa-Asya-Afrika’nın merkezinde Osmanlı sonrası modernleşmesini açıklamak için “yeniden yerleşimci milliyetçiliği” (resettler nationalism) dediğim bir kavramı öneriyorum. Yakın gelecekte karbonlaşma tarihi, sürdürülebilirlik yolları, ve yapay zekanın zararları üzerine çalışmaların yapılmasını da umuyorum. 
Beni kırmayarak hasbihal tarzındaki röportaj serime konuk olduğu, bıraktığı bu kıymetli anı ile saygıyı sonuna kadar hak ettiğini; yalnızca başarılarıyla değil, kişisel hayatıyla da bizlere örnek olduğunu bir kez daha gösterdiği için çok değerli hocama tekrar ve tekrar minnet ve teşekkürlerimi sunarım. Sağlığınız daim olsun, değerli hocam. Saygılarımla. 

Bu yazı 72 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar