Felsefe Atölyesi-IV
Bir İslam felsefesi var mıdır? Bir inancın felsefesi olur mu? Bir dinin felsefesi olur mu? Bir Hristiyanlık felsefesi veya Yahudilik felsefesi var mıdır? Herhangi bir dinin felsefesi o dinden ne kadar onay alabilir. İslam felsefesi İslam’ın naslarından referans alabilir mi? Eğer bir İslam Felsefesi yoksa İbni Sinaya, Farabi’ye ne diyeceğiz.
Bana on tane isim say deseler bunların içinde muhakkak İbni Sina’yı da sayarım. Fakat İbni Sina’dan özür dileyerek söylemeliyim ki bir İslam felsefesi yoktur. Evet, İbni Sina’nın yaptığı da felsefedir elbet. Fakat İslam Felsefesi değildir. Bir kere İslam Felsefesi tabiri yanlış bir tabirdir. Çünkü din, inancın alanıdır. Felsefe ise sorgular. İnanca felsefi zemin ararsan inanç bir ilime, bilime, edebiyata hatta ütopyaya dönüşebilir.
Mucizeyi, ibadetleri, inanç esaslarını felsefenin konusu yaptığın zaman olayı bağlamından koparmış olursun. Ve bu yöntem inanca dine hizmet ettiği kadar tam tersine de hizmet edebilir.
Bunları söylerken din felsefesini inkâr etmiyorum. Herhangi bir dinden bağımsız olarak din felsefesi yapılabilir elbette. Nasıl ki siyaset felsefesi varsa, nasıl ki ahlak felsefesi varsa din felsefesi de vardır. Mucize hakkında, erdem hakkında ve daha birçok teolojik konu hakkında felsefe yapılabilir. Fakat bu en-nihayetinde herhangi bir dinden bağımsız bir din felsefesidir.
Mesela felsefenin şu tanımından hareket edelim. Felsefe her şeyin hakikatini araştırmaktır. Din sana diyecektir ki zaten her şeyin hakikatini ben sana söylemişim. Son noktayı koymuşum. Hala neyin derdindesin. Fakat felsefe mahiyeti itibariyle sorguluyor. Diyelim ki hakikati buldu yine sorguluyor, şüphe ediyor.
Peki, İslam felsefesi nedir? Aristo Yunanca konuşan Musa idiyse, Farabi de Arapça konuşan Aristo idi. Aristo Muallim-i evvel ise Farabi de muallim-i sanidir. İslam filozoflarının da yaptığı esasen yunan felsefesinin tercümesi ve şerhidir. Gazali buna karşı çıkmıştır. Gazali’nin yaptığı doğrudur veya yanlıştır demiyorum ama kendi içerisinde tutarlıdır. Zira İslam filozoflarının yazdığı şeylerin İslami naslardan ve İslam fukahasından onay alma imkânı yoktur. Yanlış anlaşılmasın. Meşşailerin yaptığını küçümsemiyorum elbette. Ve fakat yaptıkları felsefenin İslam felsefesi olmadığını söylüyorum. Esasen bir dinin bir inancın felsefesinin olmayacağını düşünüyorum. Çünkü inancın sınırı, köşesi, kenarı bellidir. Fakat felsefenin sınırı yoktur. İnanç semavidir, uhrevidir, ilahidir. Felsefe dünyevidir, sekülerdir, insansaldır.
Faal akıl, heyülani akıl, südur, ay üstü alem, ay altı âlem, misal alemi gibi kavramların naslardan delili var mıdır? Her felsefe bir açıklamadır, bir bakış açısıdır, bir kültürdür, biraz da edebiyattır. Bu manada her şeyin felsefesi olur.
Fakat genel geçer, kabına sığmayan, nisbeten herkesin kabul edebileceği, handiyse evrensel diyeceğim özgün ve özgür bir felsefe; işte gerçek felsefe.