Bugün Yaşıyoruz, Ya Yarın?

İsmail AYBEY ismailaybey45@gmail.com

Ünlü Diyetisyenimiz Canan Karatay, her gün televizyon ekranlarında bas bas bağırıyor. Aman ekmekten uzak durun. Bir de şekerden'
            Caps yapmışlar internette dolaşıyor. Karatay'a soruyorlar son arzunuz nedir diye: Sakın ekmek yemeyin diyor.
            Bizim insanımız ekmeksiz doyar mı, şekersiz yaşayabilir mi?
            Uzmanlarımıza sözüm yok, onlar görevini yapacak. Fakat insanımızı alışkanlıklarından kurtarmak ne mümkün?
            'Can boğazdan gelir' diyerek yiyip içiyoruz doyasıya. 'Yiyen dikilir, yemeyen yıkılır' demiş ya bir de atalarımız. Ye babam ye'
Peki, can boğazdan geliyor, nereden gidiyor? Yazar Mehmet Ali BULUT, 'Can boğazdan çıkar' diye kitap yazmış. Sanırım başlık herşeyi anlatıyor.
            Önceden meyve-sebzelerin belli mevsimi vardı. Şimdi pazara çıkıyorsun, her türlü meyve sebze almak mümkün. Mesela pazarlarda domatesin olmadığı bir mevsim var mı?
            Yumurtalarımız gezmeyen, hatta hareket dahi edemeyen tavuklardan çıkıyor.
            Süt desen, hazır yemle beslenen ineklerden sağılıyor.
            Uzmanlar, 'pakete giren her şey zararlıdır' diyor. Pakete girmeyen neyimiz var?
            Bir market tarif ettiler, organik tavuk eti satılıyormuş. Gittim baktım, kilosu 65 TL. Peki dedim sorması ayıp, bizim 10-15 TL'ye aldığımız tavuklar ne tavuğu?
            Kıyafetlerimizi yıkadığımız deterjanlar, elimizden düşürmediğimiz cep telefonumuzdan yayılan sinyaller, internetler kansere sebep oluyormuş. Saydıklarımdan hangisi olmadan yaşayabiliriz?
            Önceden kanser olan sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Şimdi doktorların kanser teşhisi koymasını kanıksadık bile.
            Bir de stres var saymadığım. Doktorların çok sevdiği bir tembih var: Stresten uzak duracaksın. Hayat devam ettiği müddetçe stresten uzak durmak mümkün mü?
            Sokağa çıkıyorsun trafik kargaşası. Kornalar, fren sesleri, egzoz dumanları kaplıyor ortalığı. Televizyonları zaten açmaya bile gerek yok. Şiddet haberleri, kazalar, kavgalar'
            İçinizi karartmak, felaket tellallığı yapmak için yazmıyorum.
            Bizim mahallede duvara yazmışlar boyayla: Bugün yaşıyoruz, yarın bir ihtimal'
            Yazılarımı kısa tutma kararı aldım, fazla uzatmayayım dostlar.
            Allah sonumuzu hayretsin.