Annemle Sohbet

Gülruh DEMİREL gulruhdemirel123@gmail.com

      Çocukluğumu özledim ve anneme yatılı olarak gittim. “Bugün seninle yatacağım, çocukluğumu özledim” deyince yüzündeki gülümsemeyi görmeliydiniz. Akşam geç saatlere kadar beni misafir etti. Sevdiğim yemekler pişirildi. Bana sunulan ikramlar öncelikle ruhumu sonra midemi doyurdu. ”Şükürler olsun” diyerek anne kucağında geçirdiğim, Aşağı Gördes ve annemin çocukluğuna dair anılarını konuştuğumuz günü sizlerle paylaşacağım.
       “Oyuncak bebeğin var mıydı ?” der demez “Hiç olmaz mı!" dedi. "Annemin diktiği bez bebeğin içini, koyunlarımızın yünü ile birlikte doldurmuştuk, annem yüzünü kalemle çizmişti. Öyle güzeldi ki... O dönemde tarlasını herkes kendi eker, biçerdi. Yazları ailemizle beraber çiftliğe giderdik. Çiftliğe götürmeyi unuttuğum bebeğim için ağladığımı gören annemin, havluyu rulo yapıp bezle kundaklayıp elime verişi ve Gördes'tekiyle iki tane bebeğim oluvermişti. Ne kadar da çok sevinmiştim. Kundak deyince eskiden tüm çocuklara doğmadan kundaklar hazırlanır, dikilir, işlenir” diye devam etti annem... “Kundağın içine sarmaladığımız çocuğumuzu, iskelet yapısı dimdik olsun diye sıkıca sarardık. Sizler bizler hep aynı şekilde büyüdük.”
     Küçücük yaşta aileye yardımın başladığını da anlattı Anneciğim. “Tarlada tütün fideleri çamurla karıştırılır, tahtanın üstüne yerleştirilirdi. İki elimle tuttuğum tahtadaki fideleri işçilere dağıttığımda yedi yaşındaydım”. O yıllarda işçilere testiden maşrapaya koyduğu suları dağıttığını ve "Su verenlerin çok olsun, su gibi aziz ol." sözlerinin anlamını sonradan öğrendiğini de söyledi.
     “Yaz dönemi tütün işleri bitince Aşağı Gördes'teki evimize geldiğimizde çok mutlu olurdum. Çünkü okula gidecektim. Kara önlüğüm, beyaz yakalığım akşam yatarken karşımda asılı durur, heyecanla sabahın olmasını beklerdim. Sabah ezanının okunmasıyla küçük yaşımızda, büyük dedemin namaza davetini hatırlar, onu sevindirmek için benimle aynı yaşta olan halam Pervin ile beraber namaz örtüsünü başımıza alır, çocuk ruhumuzla hemen namaza dururduk...”
     Eskiden kahvaltılar da şimdiki kahvaltılar gibi değildi. Yere sofra bezi serilir, ortasına kasnak konulur, üzerine bakır sini yerleştirilirdi.
Büyük dedem Ali Çolak, babam İbrahim Çolak, annem Zehra Çolak, babaannem Fatma Çolak, halalarım Pervin ve Emine Çolak, amcam Ahmet Çolak ile birlikte sofraya otururduk. Besmeleyle başlanan kahvaltıda önce sıcacık tarhana çorbası içilir, arkasından üzümlerimizden elde ettiğimiz pekmezle ağzımız tatlanırdı."
     Bazı günler annem “Tarhana çorbası sıcak” deyince, dedesi “Kolayı var” deyip, biraz su ilave edermiş. Bunu gören babası onun tarhana çorbasını istemediğini anlayıp anneme para verir, annem de o parayla fırıncıdan aldığı peynirli pideyi yiyerek sevinçle okul yolunu tutarmış. Okul yılları da,  yağ satarım bal satarım, elim sende, saklambaç, körebe oyunlarıyla ve bilgilerle geçen en güzel zaman dilimiymiş. Annem, ilk öğretmeni Adalet öğretmeni “Adı gibi adaletli, sevecendi” diye anlatırken, kısa süren okul yıllarını özlemle andı...
     Okul süreci ilkokulda biten annemin, öğrenme süreci hiç bitmemiş. İlkokuldan sonra ata binmeyi, babasının tuzla jipini kullanmayı, tarlayı ekip biçmeyi, kış döneminde Paşaların Nezihe'den dikiş dikmeyi, Germiyanlıların İkbal Abladan nakış işlemeyi öğrenmiş. Nazire Kafadar hocadan da Kuran dersleri almış…
     Bugün 88 yaşında olan Annemin okuma ve öğrenme sevgisi halâ devam ediyor. Her gün; Gazetesi’ni okuyan, bulmacalarını, su doku dahil, çözen... Televizyonda kelime oyununu izleyen... İnternetten kelime türetme oyununu indirip çözen... Elinde örgüsü,  gözünde gözlüğü eksik olmayan, başarılı, Atatürk'ü çok seven Cumhuriyet kadını.. .Bizleri gururlandıran yaşamıyla Annemiz...
      Sevgiyle ellerinden öpüyor, anneler gününü kutluyorum... Anneciğim...
Ve aile bütçesine katkı sağlamak için; halı dokuyan, tütüne giden, aile bütünlüğünü koruyan, kenarda köşede biriktirdiği paralarını zor zamanlarda ailesi için harcayan tutumlu fedakar annelerimiz...
      Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan, sobayı yakıp, kahvaltıda hazırladığı kabartmalarla bizleri doyuran, kaç yaşında olursanız olun, “Üşürsün sırtına ceket al” tembihlerine devam eden güzel annelerimiz...
      Kalplerimizi sevgiyle kapsayan, varlıklarıyla bizi yaşama bağlayan tüm annelerimizin, anneler günü kutlu olsun. Yaşama veda eden annelerimizin ruhları şad olsun.