IŞİD Terörü ve Acı Gerçekler

Ahmet İNCE gordesgazetesi@gmail.com

            İslam adına, ellerinde yazılı ciddi referansları olan bir örgüt bu. Başta Ortadoğu olmak üzere, geniş bir sahada etkinliğe sahip. 2013 yılında kuruldu. 2014’te halifeliğini ilan etti. Irak Şam İslam Devleti, yani IŞİD.
            Kanlı eylemler gerçekleştiren bu örgüt, 2017 yılından itibaren etkinliğini kaybetmeye başladı. Buna rağmen, varlığını sürdürmeye devam etti. Zira örgütü besleyen dini kaynaklar, son derece güçlüydü ve her dönem militan devşirebiliyordu. Yazımın ilerleyen bölümünde, bence asıl olan bu meseleye değineceğim.
            Örgüt son 10 yılda, ülkemizde kanlı eylemler gerçekleştirdi. Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Şöyle geriye doğru bakıyorum:
            Suruç saldırısı, 20 Temmuz 2015, 34 ölü. Ankara Garı saldırısı 10 Ekim 2015, 103 ölü. Diyarbakır HDP mitingi saldırısı, 5 Haziran 2015, 5 ölü. Sultanahmet saldırısı, 12 Ocak 2016, 13 ölü. Atatürk havalimanı saldırısı, 28 Haziran 2016, 45 ölü. Gaziantep düğün saldırısı, 20 Ağustos 2016, 59 ölü, Reina saldırısı, 1 Ocak 2017, 39 ölü. Santa Maria kilisesi saldırısı, 28 Ocak 2024, 1 ölü.
            Son olarak Yalova’da meydana gelen olay ve 3 polisimizin şehit edilmesi..
            Örgütün Afganistan-Pakistan kaynaklı bir kolu var. Horsan gurubu olarak adlandırılıyor. Ülkemizdeki örgüt yapılanması, IŞİD-H olarak biliniyor. Örgütün yapısal kimliği, faaliyet alanları, teşkilatlanma biçimi, eleman toplama tarzları güvenlik güçleri tarafından tespit edilmiş durumda.
            2024 yılında örgüte yönelik, güvenlik güçlerince 1399 operasyon düzenlenmiş. 2025 yılı sonuna doğru, yine çok sayıda örgüte yönelik operasyon yapılmış. Yalova olayından sonra Bakan Yerlikaya; öldürülen teröristlerin, Türk vatandaşı olduğunu belirtti.
            Devletin örgüte yönelik bilmediği bir sır yok. Ciddi bir mücadele verdiği de ortada. Ancak bence, ortada eksik bir durum var. Gözden ve dikkatlerden kaçan bir durum bu. Bunca eyleme ve bunca operasyona rağmen, örgüt faaliyetine devam ediyorsa, sormamız gereken sorular var.
            Ellerindeki siyah renkli tevhit bayrağı nedir. İnsanları koyun boğazlar gibi boğazlamaları, nasıl izah edilir. Kadına karşı gösterdikleri acımasızlığın tarifi var mıdır? Kendileri dışında olanları kâfir saymaları, yani tekfir etmeleri neye göre açıklanır?
            10 yıl önceydi. IŞİD’in din referanslı kanlı eylemlerine karşı, örgüt lideri Ebubekir El Bağdadi’ye bir mektup gönderildi. Bu mektubu, Dünya İslam Âlimleri Birliği kaleme almıştı. Mektup, Bağdadiye önemli uyarılar yapıyor, örgütün dini referanslarının Kur’an’da olmadığını hatırlatıyordu.
            O günlerde, bu mektubu sonuna kadar okudum. Mektupta yerinde tespitler olmasına rağmen, ciddi eksiklikler de bulunuyordu. Şanlı Nebiden bugüne, çözülmemiş öyle ihtilaflar vardı. Bir türlü ittifak edilemeyen konulardı bunlar. İyi niyetle yazılan mektup, ne yazık ki bu ihtilafların gölgesinden kurtulamamıştı.
            Örgüt lideri Bağdadi, her konuşmasına başlarken şöyle dua ediyordu; “Nebisini Kılıç ile âlemlere rahmet olarak gönderen yüce Allah’a hamd ederim.” Mektupta buna tenkit ve uyarı vardı. Ancak yetersizdi.
            Niye mi?
            Muhammed Aleyhisselam rahmet elçisi değil miydi? Bir rahmet elçisi, nasıl olur da kılıç ile gönderilirdi. Bağdadi bu duayı elbette boşuna yapmıyordu. Sahih hadis kitaplarında geçen ve İbni Ömer’den rivayet edilen bir hadis şöyleydi;
            “”Ben şirk koşmadan Allah’a kulluk edilsin diye kılıçla gönderildim.”
            Bunun uydurma bir hadis olduğunu, haydi anlat bakalım Bağdadiye. Mümkün değildi elbette. Zira kaynaklarda dahası ve dahası vardı. Örnek mi istiyorsunuz?
            Yine sahih hadis kitaplarında geçen ve Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği şu hadise, dikkatinizi çekmek istiyorum;
            “Ben insanlar Allah’tan başka ilah olmadığına, benim Allah’ın elçisi olduğuma şahadet edene, namazı kılıp zekâtı verene kadar savaşmakla emrolundum.”
            Albani, bu hadis için mütevatirdir diyor. Yani hadisler içinde, en yüksek mertebede olan hadis tanımlaması yapıyor.
            Nasıl kaynak, nasıl referans dikkat ediyor musunuz?
            Siyah renkli tevhit bayraklarını ellerine alıp; namaz kılana, zekât verene kadar Müslümanlara savaş açan bu sapkın anlayış, neler yapmaz neler. Referansları sağlam, inançları kavi. Üstelik Nebinin yolunda. Bir elde kılıç, bir elde bomba ve silah.
            Başka, evet başka dahası var. IŞİD’ın kadın gaddarlığının, böyle sözde dini referansları var. Ebu Hureyre’den rivayet edilen şu hadise bakalım; “Kadın eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Onu düzeltmeye kalkarsan kırarsın. Yok öylece bırakırsan, o eğri haliyle yaşar.” Bu hadis için âlimler “sahih isnatlıdır” demişler. Yani şek ve şüphe yoktur. Al sana bal gibi referans.
            Devam ediyorum. Ebu Said Hudriden rivayet edilen bir başka hadis:
            “Bir kurban bayramında, Resulullah kadınlara seslendi; ‘Ey kadınlar! Sadaka verin. Bana çoğunuz ateş ahalisi olarak gösterildiniz.’ Kadınlar; ‘neden ya Resulullah’ dediler. Resulullah da dedi ki; ‘Siz çok lanet ediyor, kocalarınıza nankörlük ediyorsunuz. Akıllı ve dirayetli bir erkeğin aklını çelebilen sizin gibi aklı ve dini eksik kimse görmedim’ ”
            Aslında bu hikâye, Şanlı Nebinin vefatının hemen ardından başladı. Harici olayları ile zirve yaptı. Bin bir türlü dert ve bela ile bugünlere geldi. Yığınla sahte hadis üretildi. Binlerce fıkhi eser yazıldı. Binlerce mezhep yorumu yapıldı. Kur’an tasfiye edildi. Bunların cümlesi din kitabı olarak kabul gördü.
            Netice itibarıyla bu durum, İslam adına bir bataklığa dönüştü, daha doğrusu dönüştürüldü. Her asırda ve her devirde, bolca müşterisi ve sevdalısı çıktı. Geriye sadece gözyaşı ve hüzün kaldı.
            Yaşanılan son örnek, Fetullah örgütü değil mi? Ders alabildik mi? Alamadık elbette. Zira kimse, meselenin anlattığım boyutuna kafa yormuyor. Bu konuda, yapılması gerekenleri yapamıyor.
            Çözülmemiş ihtilafların oluşturduğu bataklıkta, hala tedailer var. “Alnı secdeye değenlerden zarar gelmez” gibi. Gerçeği ne zaman göreceğiz. Bu tedailerden nasıl kurtulacağız.
            IŞİD ile mücadele elbette devam edecek. Peki, ya bataklık ne olacak?