Şehzadeler Müzesi-6
Fatih’in Annesi Hüma Hatun
Kapıdan girince karşınızda; dönem kıyafetiyle, başında zarif bir tac, ayakta duran, ellerini önde birleştirmiş Hüma Hatun’u görüyorsunuz. Yanındaki masanın üstünde sedef kakmalı iki şirin kutu ve duvardaki ayna tabloyu tamamlanmış.
Dikkat kesilip, Fatih’i yetiştirirken nasıl titizlendiğini, Saruhan Sancağı’nda oğluna verdiği maddi ve manevi desteği, onu bir gün padişah olarak görme arzusunu, çağ açıp çağ kapatacak bir devlet adamı yetiştirme idealini okumaya çalışıyorum…
Hüma Hatun; “Manisa’yı bir şehzadeler şehrine dönüştüren, Manisa Sarayı’nın temellerini atan II. Murad’ın eşi, Manisa’da iki dönem sancak beyliği yapan şehzade Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) annesidir. Tarihçiler Hüma Hatun’un kökeni konusunda farklı tezler öne sürse de Hüma Hatun İsfendiyar Beyinin hanımı Kutlu (Tatlı) Hatun’dan olma İsfendiyar Bey’in kızıdır.
Hüma ismi İslâmiyet öncesi Türk inanışında efsanevi bir kuşu temsil eder. Bu kuş, geleneksel Türk el sanatlarında hayat ağacı gibi önemli bir motiftir.”
1449 yılında vefat eden Hüma Hatun’un mezarı, Bursa’daki Muradiye Külliyesi’nde, II. Murad’ın kendisi için yaptırdığı kendi adıyla anılan türbededir. Bursa’ya her gidişimde ziyaret etmeyi alışkanlık haline getirdiğim külliyeyi gezip görmenizi arzu ederim.
Fatih Kulesi
Burada maketini gördüğüm, Manisa Sarayı’nın bir parçası olarak günümüze ulaşmış/ulaştırılmış Fatih Kulesi’nden bahsetmem lâzım. Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırıldığı kuvvetle muhtemel kare planlı kulenin benzerlerine Edirne ve İstanbul saraylarında da rastlandığına dair bilgiler var. Manisa Sarayı’nın 16.yüzyıl sonlarına doğru terk edilmesinden itibaren kendi kaderine terk edilen kule, 1900 yılında Saruhan Sancağı mutasarrıfı Mehmet Galip Bey tarafından onarılıyor. II. Abdülhamid döneminde ise saat kulesine dönüştürülüyor.
Çok uzun yıllar bizim ona, onun da bize mahzun mahzun baktığı, yanından her geçtiğimizde terk ettiğimiz, yalnız bıraktığımız hissine kapıldığımız, yaşadığı hatıraları tarihin tozlu sayfalarına hediye ettiğimiz Fatih Kulesi, içinde memleket sevdası ve yaşadığı yeri sahiplenme duygusu taşıyan yüce gönüllü insanların gayretiyle yenileştirilerek bize tekrar “merhaba” dedi. Fatih Parkı’nın yanında dimdik ayakta. Yaşadığı günleri selamlayıp Saray-ı Amire’nin tanıtım müzesi olmak için hazırlanıyor. 2018 yılında başlayan çalışmalar 2025 yılında tamamlandı. Mini bir müze hüviyeti taşıyacak bu eserin kazandırılmasında emeği geçenlere şükran hislerimi ifade ederek teşekkür ediyorum.
Şehinşah Sultan
Birinci kat planında gösterilen dört numaralı oda Şehinşah Sultan’a ayrılmış. 1461 yılında Amasya’da dünyaya gelen II. Bayezid’in oğlu Şehzade Şehinşah “Manisa’nın Simge Binalarının Banisi” kabul edilerek, şehrin imarına yaptığı hizmet ve katkılarla öne çıkıyor. Annesi Hüsnüşah Hatun adına yaptırdığı cami, imaret, han (Kurşunlu Han) ve hamamdan (Serabad Hamamı), Hatuniye Külliyesi (1490-1491) bunların en bilinenleridir. Manisa’da ölen şehzade çocukları için yaptırılan Yirmi İki Sultanlar Türbesi’nin de banisi Şehzade Şehinşah’tır.
Hatuniye Cami Kitabesi: “Şehinşah Bey’in validesi, Allah ona uzun ömürler bahşetsin. İbadet eden cemaatin hanımefendisi, Allah ona mükâfatların çoğunu bahşetsin. Onu gören tarihini yazsın. Allah bize binaların en hayırlısını bahşetti.”
Hatuniye Cami, şehrimizin en merkezi yerinde olup, valilik binasının karşısındadır. Caminin kuzeyindeki Bülent Koşmaz Parkı (Emekliler Parkı) ve buradaki su havuzları ile Manisa Valilik binasının görüntüsü müthiş bir görsel zenginlik oluşturur. Gündüz güzel, gece ise bir başka güzeldir.
Günümüzde farklı kültürel etkinliklerin merkezi konumundaki Kurşunlu Han ise caminin kıblesinde yer alıyor. 36 alt, 38 üst odaya, bitişik 21 dükkâna sahip kare planlı iki katlı hanın oldukça geniş açık bir avlusu ve avlu içinde havuzu vardır.
Şehzade Şehinşah için ayrılan bölümde, yaptırdığı binalara ait maket örnekleri, fotoğraflar ile bazı yapılara ait açıklamalar var.
Şehzade Korkut, Nigâr Hatun ve Hafsa Sultan
II. Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut, annesi Nigâr Hatun ile Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan’ın heykelleri ile bu önemli şahsiyetlere ilişkin bilgi ve açıklamalar burada sergileniyor. Bir de II. Abdülhamid’in albümünden alınan çok kıymetli Manisa fotoğrafları var.
“Fatih Sultan Mehmed’in torunu Şehzade Korkut, iyi bir idareci olmasının yanında, ilimdeki derinliğiyle de öne çıkar. Şu andaki bilgilerimize göre Osmanlı şehzadeleri arasında İslâm hukuk ilmi fıkıh alanında eser vermiş yegâne kişidir…”
Hafsa Sultan; “Şehzade (Kanuni) Süleyman’ın annesidir… Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkmasının ardında oğluyla birlikte Manisa’ya gitti. Şehzade Süleyman’ın cülusunu izleyen günlerde İstanbul’a geldi. 1534 yılındaki vefatına kadar ‘Valide Sultan’ olarak İstanbul’da sarayda yaşadı. Hafsa Sultan, kendi ismini verdiği külliyesini Manisa’da yaptırdı.
UNESCO’nun ‘Somut olmayan Kültür Mirası’ olarak ilan ettiği Manisa’nın simgelerinden mesir macununun ortaya çıkışı da Hafsa Sultan’ın hastalığıyla ilgilidir.”
I. Süleyman, Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet
Batılı yazarların; “Büyük Türk” ve “Muhteşem” diye isimlendirdiği, en uzun süre tahtta kalan, kanunları uygulamadaki kararlılığı sebebiyle “Kanuni” lâkabını alan, hat ustası ve şair “Muhibbi”nin, yani Kanuni Sultan Süleyman ile oğulları Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmed’in anlatıldığı, hayat hikâyelerini özetlendiği odaya giriyorum.
Karşı duvarı boydan boya kaplayan vitrinde; Tahtına oturmuş Kanuni, yanında eşi ve iki oğlunun gayet güzel heykellerini görüyorum. Bu aile birlikteliği hoşuma gidiyor. Heykellerin yanlarındaki notlarda, Muhteşem Süleyman ile oğulları Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet tanıtılıyor.
Duvardaki bir başka tabloda Kanuni Sultan Süleyman’ın “Manisa’dan Dünya Hükümdarlığına” yaptığı yolculuk anlatılmış. Tarihçi Koca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’nin naklettiğine göre; yüzünü güneşe benzettiği oğlu Şehzade Mehmed’in, babasının gözdesi olduğunu aktarıyor. Kanuni, oğlunun vefatı için yazdığı mersiyede sevgisini; “Şehzadeler Güzidesi Sultan Mehemmedüm” mısrasıyla ifade ettiği kaydediliyor.
Güzel söz söylemekte usta olan Şehzade Mehmed’in “O gece gibi karanlık (Leyla) saçlı sevgilinin ona divaneyim…” diye başlayan harika bir çalışması da sergilenenler arasında. Kanuni dönemine ait elde ettiğim, oğullarına ait öğrendiğim yeni bilgilerle 7. Odaya, II. Selim ile Hürrem Sultan’ın anlatıldığı bölüme geçiyorum.
(Devam edecek)