Şehzadeler Müzesi-4
Sancak merkezleri; Manisa, Amasya, Konya, Trabzon, Kütahya, Sivas, Sinop, Muğla, Bursa, İzmit, Eskişehir ve Balıkesir’dir. En önemlileri ise Manisa, Kütahya, Trabzon, Amasya ve Konya’dır. Manisa merkezli Saruhan Sancağı, yetiştirdiği (on altı sancakbeyi) çok sayıda şehzadenin padişah olarak tahta çıkmasıyla öne çıkmaktadır. II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat, III. Mehmet ile Manisa’da dünyaya gelen Sultan Mustafa padişah olarak görev yapmıştır.
Şehzadelerin vali olarak gönderildikleri şehirler, daha önceki devlet ve medeniyetlerde önemli işlevi olan merkezlerdir. Kadim bir geçmişe sahip bu idari merkezler özellikle seçilmiştir.
Yanlarında annesi, lalası, hocaları ve maiyetiyle sancağa gönderilen şehzadeler (Çelebi Sultanlar) burada; dini, manevi, askeri, idari, siyasi ve dış politika alanlarında ayrıca tarih, coğrafya, astronomi, kimya ve matematik konularında ehil kişi ve hocalardan ders alarak yetiştiriliyor. Şehzadelerin idare ettiği sancaklarda vezir-i azam niteliği taşıyan lalaların, padişah adaylarının devlet yönetimine hazırlanmasında büyük sorumluluğu ve payı vardır. Kıymetli hocaların elinde yetişen şehzadelerden, Türk’ün mührünü dünyaya vurup, çağ açıp çağ kapatanlar olmuştur.
Fatih Sultan Mehmed’i geleceğe hazırlayan hocaları manidardır; Molla Hüsrev, Molla Fenari, Hocazâde (Muslihiddin Mustafa), Fahreddin-i Acemi, Hoca Hayrettin, Akşemseddin (Akşeyh)… İstanbul’un fethi, Saruhan Sancağı’nda mayalanmış, aldığı dersler, büyütüp geliştirdiği ülkü ve idealler onu dünya lideri yapmıştır…
Manisa Sarayı
Sancak merkezleri ile sancak yönetimi hakkındaki bilgi ve görsellerin sunulduğu zemin kattaki bir başka oda, II Murad’ın yaptırdığı Manisa Sarayı’na ayrılmış. M. Çağatay Uluçay’ın Manisa’daki Sarây-ı Âmire ve Şehzadeler Türbesi isimli kitabından alıntılar, Talikizâde’nin 16. yüzyıl sonuna tarihlenen, Manisa, Fetih Mescidi, Muradiye Külliyesi, Fatih Kulesi, Sultan Cami ve Hatuniye Cami minyatürleri ile Evliya Çelebi’nin mükemmel bir saray tasviri var.
“…Bu cennet bahçesi öyle bayındır bir yerdir ki bir kişi durup binalarına baktığında çiçeklerin kokusundan daha hoş kokularla dolar. Yüce Allah’ın yeryüzünde yarattığı yüz bin renkteki bitki, ot, hoş kokulu çiçeği bu cennet köşesinde görmek mümkündür…”
Burada, özellikle şehrimize ait minyatürü çok beğendim. Şehrin sakinliği, Manisa Sarayı ve tarihi yapıların görünürlüğü hoşuma gitti.
Taht Yolculuğu
Şehzadelerin “Taht Yolculuğu” da minyatür ve tarihi alıntılarla açıklanıyor. Cülus başlıyor. Bu, tahta çıkma, hükümdar olma anlamına geliyor.
“Babasının vefat haberini alan şehzade üzüntü, mutluluk ve gelecek kaygısı duygularını bir arada yaşar. Derhal İstanbul’a doğru yola çıkmasına dair kendisine yazılmış mektubu okuduğunda devlet yönetiminin ağırlığını omuzlarında hisseder Artık yola koyulmak ve payitahta padişah olarak adım atmak gereklidir.
1574 yılının Aralık ayında, III. Murad’a annesi Nurbanu Sultan ve Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa tarafından babası II. Selim’in ölümünü duyurması için haberci bir çavuş gönderilir. Bu sırada yeni padişahı karşılamak üzere Kılıç Ali Paşa da Marmara Denizi’ne yelken açar.
III. Murad küçük bir maiyetle Manisa’dan Mudanya’ya varır; orada kendisini almaya gelen kadırgayı bulamayınca Nişancı ve Münşe’atü’s-Selatin yazarı Feridun Bey’in buz kayığına biner. Manisa’dan beraberinde getirdiği rikâbdarı geleceğin Kanije kahramanı Tiryaki Hasan Paşa’dır.”
Şehzadelerin Eğitimi
Şehzadelerin aldığı eğitimde rol alanların misyon ve niteliğine ayrılan bölümde; hocalar, şehzade lalaları, Fatih’in hocalarından Akşemseddin ile Manisa Mevlevihane’si ait görseller ve açıklamalara yer verilmiş.
Anlatıldığına göre; Manisa’ya kariyer sahibi devlet görevlileri lala olarak atandı. Görevlerinin bitiminden sonra da merkezde ve eyaletlerde daha yüksek görevlere getirildiler. Lalalar, sarayda aldıkları Enderun eğitimini tecrübeyle birleştirerek mükemmel birer yönetici oluyorlardı.
Fatih’in hocası Akşemsettin’in balmumu heykelinin bulunduğu kısımda kendisiyle ilgili kısa bir bilgi notu var: “14. yüzyılın sonunda Şam’da doğdu. Şeyhi Hacı Bayram-ı Veli’dir. Ankara’daki Hacı Bayram Cami’nin çilehanesinde çile çektiği bilinir. II. (Fatih Sultan) Mehmed’le tanışıklığı II. Mehmed’in babası II. Murad’ın padişahlığı dönemine denk gelir. İstanbul’un fethi öncesinde, kuşatmanın sıkıntıya düştüğü bir dönemde, II. Mehmed’e yazdığı yüreklendirici mektupla tanınır. Akşemseddin, İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’daki ilk Cuma namazında hutbeyi okudu. 1459 yılında Göynük’te vefat etti.”
Manisa Dağı eteklerinde, yakın zamana kadar kendi kaderine terk edilen, MCBÜ’nün gayretleriyle hayat bulan, Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından 1368-1369 yıllarında yaptırılan Manisa Mevlevihanesi unutulmamış. Aydınlatıcı bilgilere Mevlevihane’nin eski ve yeni durumunu gösteren fotoğraflar eklenmiş.
Müzenin ahşap merdivenlerinden üst kata çıkıyorum. Zemin kattaki geniş alanın üstüne yapılan tavan, birinci kattan bu kısmı görmemizi engelliyor artık. Binanın iki yanını çevreleyen küçük ve sevimli odaların her biri; şehzadelere, onların yetiştirilmesinde emeği olanlara, geçmişin ayak izlerine ve tarihî hafızamıza ev sahipliği yapıyor.
Edindiğim olumlu intibalarla incelemeye devam edeceğim.
(Devam edecek)