İstanbul'da Kırk İki Yıl-II

Emine ATAMAN KOÇ 52emineataman@gmail.com

Ayrıca çok önemsediğim, bir şey daha vardı, tam köşede olması. Daha önceki yıllarda girdiğimiz, kooperatifte kura sonucu köşe daire çıkmıştı. Bu olaya sevinmiş, artı şerefiye parasını da ödemiş, ama bazı nedenlerden dolayı bu köşe dairede oturamamıştık. İşte köşe olsun takıntısının nedeni de buydu. Bir söz vardır, ev alırsan köşeden, odun alırsan meşeden olsun diye. Arsayı aldığımızın ertesi günü de mimar arayışlarına başladık. Evin mimarisi nasıl olmalıydı? O sıralarda çok moda olan aylık çıkan, dekorasyon dergileri vardı.  Ayda iki üç dergi alıyorum, sınava hazırlanır gibi dergileri inceliyorum.
      Sağdan soldan bilgiler alıyorum. İşim gereği binaların konumlarını ve görünümleri ile ilgilenirdim. Ama bu farklı bir işti, sonunda uzun yıllar kullanılacak bir ev tasarlanacaktı. Mimarımızla ilk görüşmemizi yaptık. Nasıl bir ev hayal ettiğimizi, evden beklentilerimizi sordu uzun uzun konuştuk. Projenin, hazırlık aşamasında da sık sık buluştuk. Bir ay aradan sonra, hazırlamış olduğu taslak proje üzerinde ilk görüşmemizi yaptık.
     Salon merdivenli, üst kat biraz küçük, mutfak istediğimiz gibi değildi. Tekrar proje üzerinde çalıştık, isteklerimizi mimara bildirdik. Özellikle birinci katta, mutfak, geniş bir salon, ocak başı ve bir tuvalet olmasını düşünüyorduk. Yıllarca apartman dairelerinde yaşamıştık.
     Serbest çalıştığım için bütün çalışmalarımı evde yapıyordum. Benim için ev aynı zamanda bir iş yerimdi. Çalışma masam, bilgisayarım, kitaplarım yakınımda olmalıydı. Gerçi daracık evlerde bile kitaplığım hep yakınımda olmuştu. Eşimin durumu farklıydı, onun bu konuda pek sorunu yoktu. Üniversitede çalışma odası vardı, kitapları bilgisayarı odasında hazırdı.
      Bu konuları mimarla konuşmamızdan iki ay sonra elimiz ulaşan proje öncekinden çok farklıydı. Bizim isteklerimize cevap veriyordu.
      20 Haziran 1996 ‘da evin temelini attık…devam edecek.