Tek Güllük Bir Ömür

Gülruh DEMİREL gulruhdemirel123@gmail.com

Gördes’te, Havuzlu Çarşı’da manifaturacı ve kuyumculuk yapan babamın dükkânının yanına, ilçede ilk kez bir çiçekçi dükkânı açılmıştı. Açıldığı günden beri çiçekçi hiç bu kadar kalabalık olmamıştı; o gün dükkân adeta müşteriyle dolup taşıyordu.
 Gelen gidenin çoğu gençlerdi; ellerindeki buket demetlerinden çiçekler sanki yüzlerinde açıyordu.
Babam, “Adnan oğlum, hayırlı işler olsun. Bugün müşterin çok,” deyince 
“Bugün Sevgililer Günü Mustafa Amca. Herkes sevdiğine çiçek alıyor. Sen de Ayten Teyze’ye al,” dedi.
Babam, eski geleneklerin, belki de duyguları dile getirmekteki mahcubiyetin etkisiyle, tezgâhtaki gösterişli çiçeklere pek yaklaşamadı. Güzel bir kutunun içinden, yapma çiçeklerden tek bir gül seçti. Kimse görmesin diye tezgâhın altına koydu.
Akşam olunca dükkânı kapattı. O tek gülü yine kimseler fark etmesin diye ceketinin içine sakladı ve eve geldi. Kapıyı açarken her zamanki gibi,
“Hanım,” dedi.
Sonra ceketinden gülü çıkarıp anneme uzattı:
“Bugün Sevgililer Günü’ymüş. Herkes sevgilisine çiçek alıyormuş. Ben de sana aldım.”
Annem hem çok mutlu olmuştu hem de şaşkındı. Çünkü hayatında babamdan  aldığı ilk ve tek güldü bu.
O gül, hâlâ masanın üzerindeki vazoda durur. Annem her baktığında anıları tazelenir.
Sohbet arasında babamı rahmetle anarak
“El âlem ne der diye ceketimin içinde saklayarak getirdim sana bu çiçeği hanım.”dediğini anımsar.
Bu sözler bizi hem gülümsetir hem de düşündürür. Sevginin yüksek sesle değil, bazen ceket cebinde saklanan tek bir gülle anlatıldığı zamanları hatırlatır.