Barışa Hasret Bir Bayram
Bayrama yaklaşırken insanın kalbinde hem hüzün hem de bir parça umut arayışı var. Bir yanda bayram hazırlıkları, diğer yanda dünyanın dört bir yanında yaşanan acılar… Sevinçlerimizin üzeri adeta kara bulutlarla kaplı.
Savaşların gölgesinde yaşayan bu dünyada yarınlarımız belirsiz. Masum insanların gözlerimizin önünde hayattan koparılışına tanıklık etmek ise yüreğimizde derin bir yara bırakıyor. İnsan buna nasıl alışır, nasıl huzur bulabilir?
O sabah annesini öperek okula giden çocuklar geliyor aklıma… Bayramlıklarını günler öncesinden hazırlayıp başucuna koyan, heyecanla bekleyen o masum yürekler… Ve şimdi geriye, onların eşyalarına sarılıp gözyaşı döken aileler kalıyor. Bunu görmezden gelmek mümkün mü?
Bu bayram; tatlıların hazırlandığı, evlerin neşeyle süslendiği ve gönül rahatlığıyla “Ne güzel bir bayram” diyebileceğimiz bir bayram değil ne yazık ki. Bombaların gölgesinde, suçun ne olduğunu bile bilmeden hayata veda eden bebeklerin olduğu bir dünyada, bayram sevincini yüreğimizde tam anlamıyla hissedemiyoruz.
Tam da böyle zamanlarda, birbirimize daha sıkı sarılmanın ve birlik olmanın değerini hatırlamalıyız. Gereksiz tartışmalar yerine; bilinçli, duyarlı ve dayanışma içinde bir toplum olmayı öğrenmeliyiz. Çünkü birlikten kuvvet doğar.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, bugün her zamankinden daha anlamlı. Yarınlara umutla bakabilmek için bu anlayışı yaşatmak zorundayız.
İşte o zaman… İnsanların el ele verip tek yürek olduğu, çocukların korkmadan büyüdüğü bir dünyada bayramlar gerçekten hepimizin bayramı olacaktır.
Tüm sevdiklerime; umutların tükenmediği, baharın kalplerde yeniden yeşerdiği, barışın ve kardeşliğin hâkim olduğu nice bayramlar diliyorum.
Ramazan Bayramımız kutlu olsun.
Tüm sevdiklerim...