Reklamı Geç
Yaşar ATLI

Yaşar ATLI


Mehdi'yi Beklerken

26 Şubat 2018 - 11:15

İranlı mütefekkir Ali Şeriati dinlerin ortak özelliklerinden birinin de intizar yani bekleyiş olduğunu söyler. Şöyle der Şeriati: ‘Bütün kültürlerde, âdetlerde hatta dinî kıssalarda, mitoloji ve destanlarda bekleyiş mevcuttur.' Bu bekleyişin beyhude bir bekleyiş olmadığını anlatmak için de bu durumu Samuel Beckett'in Godot'yu Beklerken eserindeki Godot'u bekleyişten farklı olduğunu söyler.
Beckett'in 'Godot'yu Bekleyişinde aydınca bekleyiş vardır. Beckett bekleyişi hissediyor, ama 'bu insanın sükût ve aczinin ilanıdır', diyor.
'Godot'yun Bekleyişinde, bekleyişi reddetmeye çaba gösteriyor. Çünkü onun bekleyişi reddedilecek cinstendir. Heyecan ve hareketin bulunmadığı bir bekleyiştir, bekleneni çürüten bir bekleyiştir. Ama benim söylediğim bekleyiş, bütün dinlerin özelliklerinden biridir. Çürümüşlükten bir kaçış hareketidir. Bu bekleyişin şahsında itiraz vardır. İtirazcı olmayan, bekleyen değildir, bekleyen itirazcıdır. Bu 'Camus'un dem vurduğu insandır. Soruyor. Niçin itiraz ediyorsun? Eğer itiraz etmesem yokum. Ben itiraz ediyorum o halde varım', diyor.
Şeriati haksız değildir. Zira Godot'yu bekleyen iki avare, insanı çatlatacak kadar bekliyorlar fakat Godot gelmiyor. Gelmeyince de yorumlar sökün ediyor. Kimdir beklenen Godot. Herkes olabilir. İşte birkaç Godot yorumu: Negatif Teologun yorumu: Godot Tanrı'dır. Hümanistin yorumu: Umuttur, Sevgidir. Varoluşçunun yorumu: Gelecektir ya da ölümdür. İyimser Toplumcunun yorumu: Daha iyi bir toplum düzenidir. Filologun yorumu: Bir Balzac kişisidir. Politikacının yorumu: De Gaulle'dür. Nihayet, sabrı taşan Robbe-Grillet'nin yorumu: Oyunda Vladimir ile Estragon'un bekledikleri ve gelmeyen kişidir. Meraklısına not. Godot'yu Beklerken kitabı şöyle biter: Evet, hadi gidelim. (Kımıldamazlar.)
Godot'yun bizdeki tezahürleriyse Mehdi ve Mesih'dir. Mehdi veya Mesih beklentisi daha geniş anlamıyla bir kurtarıcı beklentisi, işlerin ters gittiği dönemlerde ortaya çıkmış bir inançtır. Bir yerde Deccal varsa, akabinde Mehdi de zuhur edecektir. Zifiri karanlık geceler varsa güneşli güzel günler yakındır. Kul sıkışmışsa Hızır yetişecektir. Toplumların genel itikadı bu minvaldedir.
Mehdilik düşüncesinin zor zamanlarda ortaya çıktığı doğrudur. Mesela Yahudilikteki Mesih inancı Yahudilerin Babil sürgünüyle devletlerini kaybettikleri esnada ortaya çıkmış bir inançtır. Bu inanca göre Davud soyundan bir kurtarıcı (Mesih), va'd edilmiş toprakları tekrar Yahudilere kazandıracaktır.
Hristiyanlıkta Mesih el-ân Tanrının sağında oturuyor ve ahir zamanda Tanrı devletini kurmak üzere tekrar yeryüzüne dönecektir.
Hindularca semavî kitap olarak kabul edilen Vedalar'da şöyle yazılmıştır:
 'Dünyanın tahrip olmasından sonra, ahir zamanda bütün mahlûkların önderi olacak Mansur ismini taşıyan bir padişah ortaya çıkacak. O, bütün cihanı fethedip, kendi dinine sokacaktır. O, mümin ve kâfir herkesi tanıyacak ve onun Allah′tan istediği her şey olacaktır.'
En eski inançlardan biri de Zerdüştlük inancıdır. Zerdüşt′ün öğrencisi Camasb′ın kitabında şöyle geçer:
'Şuşyant, dini dünyaya yayacak, fakirlik ve yoksulluğu yeryüzünden kaldıracak, iyileri kötülerin elinden kurtaracak, dünya insanlarına fikir, konuşma ve eylem birliğini getirecektir.'
İslam dünyasında ise Şia; siyasi nüfuzunu kaybettiğinde Gaib on ikinci imam Mehdi el-Muntazar'ı beklemeye başladı.
Bir takım rivayetlerin ve Şia'nın etkisiyle de Sünni dünyada ve özellikle de tasavvufi çevrelerde Mehdilik inanışı kabul gördü.
Diyanet İslam Ansiklopedisinde Mehdî inancının menşei ve Müslümanlar arasında ortaya çıkışının sebeplerini izah eden farklı görüşler şöyle özetlenmiştir:
1. Mehdî telakkisi her toplumda yankı bulan bir sığınma mekanizmasıdır. Sosyal şartların bozulup zulmün arttığı dönemlerde halk bir kurtarıcı beklentisi içine girmiş, daha sonra bu beklenti dinî bir inanca bürünerek mehdî inancı şeklinde ortaya çıkmıştır
2. Mehdî anlayışı Yahudilik, Hıristiyanlık ve Maniheizm gibi dinlere ait bir inanç olup Kâ'b el-Ahbar ile Vehb b. Munebbîh tarafından Hz. Peygamber'e atfedilen rivayetler yoluyla Müslümanlar arasında yayılmıştır. Mehdî kelimesinin mesihin Arapça'ya tercüme edilmiş şekli olması bunun kanıtını teşkil etmektedir.
3. Mehdîlik, iktidar mücadelesinde yenilgiye uğrayan veya mevcut iktidarını güçlü kılmak isteyen siyasî zümreler tarafından ortaya atılmış, önce aşırı Şîa, ardından mutedil Şîa ve Sünnîler tarafından İslâm dinine mal edilmiş siyasî kökenli bir inançtır.
Bir de meselenin Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkanlar tarafı var ki işin o tarafı bambaşka bir alem.
Yazının gittikçe ağırlaştığını hissediyorum. İyisi mi biz yaşanmış bir Mehdi hikâyesiyle bitirelim.
12 Eylül 1980'de ihtilal oldu. Dışarıda birbirleriyle kanlı bıçaklı insanlar cezaevinde aynı koğuşlarda yattılar, arkadaş oldular.
İhtilal sonrası, bütün cezaevlerinde olduğu gibi ‘karıştır-barıştır' uygulaması ile yüz kişilik koğuşun yarısında ülkücü mahkûmlar, diğer yarısında solcular vardır.
İçeride dini kitaplar furyası başlamıştır. Herkes yutarcasına okuyup birkaç ayda tasavvuf ehli olmaktadır. Koğuşun en sofusu olan ülkücü mahkûm istihareye yatmış ve rüyasında, ilk şafakta mehdinin geleceğini, onları cezaevinden kurtaracağını görmüştür. Bu habere önce en sofular, sonra bütün koğuş hemencecik inanır.
Mehdinin geleceğini söyleyen sofu ülkücü, koğuşa şöyle seslenir:
— Mehdi beyaz elbisesi ile yarın sabah geldiğinde sizin giyinmenizi beklemeyebilir. Onun için herkes elbiseleriyle yatacak. Çorabınızı, ayakkabınızı bile çıkarmayın. Mehdi ‘Ya Hakk!' dediğinde peşine takılacağız.
Denilenler aynen yapılır. Herkes giyinik olarak battaniyenin üzerine uzanır, ayaklarını da ranza demirinden dışarı sarkıtırlar.
Bu hali gören solcuların koğuş başkanı da arkadaşlarına seslenir:
— Siz de giyinin ulan! Mehdi geldiğinde, ülkücülerin arasına biz de karışıp kendimizi dışarı atalım.
Bir iki saat sonra koğuştaki bütün mahkûmların giyinik yattığını gören bir asker, yüzbaşının karşısına çıkar:
— Komutanım bu gece solcular da sağcılar da ayakkabı ile yattılar. Sanırım büyük bir olay olacak.
Yüzbaşı hemen bir manga askerle koğuşa gelip bağırır:
— Ne bu hal? Giyinik olarak üstelik ayakkabı ile yatılır mı?
Bizim sofu ülkücü izahat verir:
— Yüzbaşım ilk şafakta mehdi gelecek buraya.
Yüzbaşı solculara döner:
— Siz niye çıkarmadınız ayakkabınızı?
— Komutanım biz de ülkücülerin arasına karışıp kendimizi kurtaracağız.
— Ulan siz Mehdiye inanır mısınız ki?
— Yüzbaşım, inanmayız ama ‘ya gelirse!'
Yüzbaşı bu defa askerlere dönüp sertçe bağırır:
— Duydun mu asker? Bu gece yatmak yok. Sabaha kadar eliniz tetikte olacak. Koğuşta ya da koridorda beyaz elbiseli bir adam görürseniz vurun!

Bu yazı 1235 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum