Prof.Dr.Ayşe İLKER

Prof.Dr.Ayşe İLKER

ayseinceilker@gmail.com

Nikah Nedir?

08 Ağustos 2017 - 14:11

Arapça kökenli bir kelime olan 'nikah'ın 'evlilik akdi' anlamına geldiği herkesin malumu. Ancak bu akitte en dikkat çekici yan, evlenecek olan 'kadın' ve 'erkek' dışında akde tanıklar gerektiği. Eğer meydana gelecek bir beraberlik için tanık gerekiyorsa, bu toplumsal bir ilandır. Buna dayanarak, 'nikah'ın bir beraberliği ilan etme, duyurma işlevi olduğunu ve bunun da mühim bir unsur olduğunu önemle belirtmek gerekiyor.
Biyolojik ve sosyolojik bir varlık olarak insanoğlu,  genetik yaratılış kodlarına bağlı olarak kadın-erkek biçiminde eşleşiyor. Bunun için, tahsil, varlık, zeka, ırk, coğrafya gibi ayrımların hiçbiri geçerli değil. Kadın ve erkeğin gönlü kime, nerde ve nasıl akarsa, birlikte yaşamanın ve yuva kurmanın yollarını arayarak birliği tesis ediyor.
Birliğin tesisi, doğal olarak yeni nesillerin doğmasına sebep oluyor. İşte meselenin özü ve nirengi noktası bu. Hangi anadan babadan doğar çocuk? Kimin kızıdır, kimin oğludur? Bu soruların cevabı, nikah akdine bağlıdır. Aleni, açık, duyurarak ve tanıklar çağırarak yapılan ve kurulan birlik, kadın ve erkek arasındaki mutabakatı ve doğacak çocukların sulbünü tayin eder.
Herhangi bir akit yapılmadan tesis edilen birlikten hasıl olan nesep, her zaman sorgulanmaya mahkum ve açık hale gelmektedir. Sorumluluğu üstüne almak istemeyen bir erkek, 'Çocuk benden değil' diyebilir veya kadın, 'Çocuğumun babası bu adam değil' diyebilir. Böyle yüzlerce vaka, gazetelerde örneklenip duruyor. Toplum içinde, mahallelerde, semtlerde 'ilan edilmemiş birlik' sebebiyle şüphe ve zanla mukabele edilen yüzlerce çocuk ve kadın- erkek yaşıyor.
O halde, nikah denilen işlemin, açık ve tanıklarla yapılması, toplumsal problemlere geçit vermemesi bakımından önemlidir.
Halk arasında 'hoca nikahı' olarak anılan 'dinî nikah' da aslında tanık gerektirmektedir. Ancak, resmî nikahla yaşamak istemeyen, bir şekilde 'metres', 'kuma', 'sevgili' edinmiş dindar erkekler, bir veya iki tanıkla, işlerini hallediyor ve içleri rahat bir şekilde, toplumdan gizleyip-saklayarak ilişkilerini devam ettiriyorlar. Dindar gençler arasında da 'muta nikahı' denen nikah, toplumdan gizli bir eşleşmeyi ifade ediyor. Üniversitelerde böyle bir nikahla karı-koca olmuş yüzlerce genç var. Ailelerinin haberi yok. Görüldüğü gibi, 'dini nikah' her zaman istismar edilmeye ve çoğunlukla da kadının aleyhine kullanılmaya müsait hale getirilmiştir.
Kutlu Peygamberimiz (Tanrının selamı onun üzerine olsun), düğünlerde def çalınmasını söylemiştir. Def veya başka herhangi bir enstrümanın çalınması, bir nevi ilandır, duyurmadır. Bu aynı zamanda, sevinme ve mutluluğu paylaşmadır. Bugün, küçük yerleşim mahallerinde uzaktan bir davul sesi geldiğinde halkın sorduğu soru şudur: 'Kimin oğlu, kimin kızıyla evleniyor? Falancanın oğlu, falancanın kızıyla evleniyormuş'  Bu cümleler, toplumsal bir ilanı, kabulü ve mutabakatı göstermektedir.
'Adı Güzel Kendi Güzel' Peygamberimiz zamanında, nikahın camilerde kıyılmasından doğal bir şey olamazdı, çünkü Müslümanların toplandıkları yegane yer mescit ve camilerdi. Dolayısıyla bugün, camilerde dinî 'nikah kıyma' gibi bir zorunluluk yok ve olamaz. Şehirleşen ve teknolojik olarak değişen toplumlar, yeni ihtiyaçlara yeni ve medenî çareler üretmek zorundadır.
Şimdi asıl söylemek istediğimize gelelim: İster resmî ister dinî nikah olsun, kadın-erkek beraberliğinin toplum önünde ilan edilmesi zorunludur.
Resmî nikah, Cumhuriyet Türkiyesi'nin en büyük medenileşme olgularından birisiydi. Şimdi bunu, 'Hocalar da resmî nikah kıyabilir' diyerek tercihe bırakır ve ikincil duruma itersek,  tek başına 'dinî nikah',  gizlenebilme özelliğinden dolayı toplumsal ve ailevî problemleri çoğaltmaya devam edecektir. Hocaların resmi nikah kıyma ile görevlendirilmeleri,  bir müddet sonra kuralların delinmesini getirecek ve sadece dinî nikah tercihleri artmaya başlayacaktır.
Aslında resmî nikahla ilan, açıklık, alenilik gerçekleşmiş olmaktadır. Nikah memurlarının yanında bir hoca görevlendirip, isteyenin resmî nikahın ardından hemen 'nikah duası' yaptırarak dinî ritüeli gerçekleştirmesi gibi bir seçenek olabileceğini de düşünmek gerekir.
Hiçbir cemaatin, dinî grubun diğerini beğenmediği, cemaat ve gruplar dışında kalan saf-temiz dindarların 'Müslümanlardan' kabul edilmediği bir ortam ve karmakarışık bir din anlayışı içinde, 'Hocaları' resmî nikahla görevlendirmek, toplumu yeni problemlerle karşı karşıya getirmek demektir.
Ayrıca,  Cumhuriyetimizin dibine kibrit suyu dökmek isteyen bir darbe girişiminin üstünden bir yıl gibi bir zaman henüz geçmişken,  dindar görünümlü pek çok yapının ekmeğine yağ sürecek bu uygulamadan sakınmak gerekmektedir.

Bu yazı 2049 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum